28 Aralık 2015 Pazartesi

NOSTALJİK PAZARTESİ VE YAKIŞIKLI TÜRK DİPLOMAT

    Bu hafta Nostaljik Pazartesi'de yine bir dizi var ama diziye bağlı çok da ilginç bir hikaye var. 14.Eylül.2013 tarihinde yazmışım. Buyurunuz efendim: 


DOWNTOWN ABBEY VE KEMAL PAMUK



    Bugünlerde Downtown Abbey'e takmış durumdayım. Downtown Abbey, 3 sezon yayınlanmış olan bir İngiliz dönem dizisi. 4.sezon da başlamak üzere. 
    Dönem filmlerine, romanlarına ve dizilerine bayılırım. Bu diziye de bayıldım.                 Belli ki cümle alem sevmiş diziyi. Çünkü Emmy dahil birçok ödüle layık görülmüş. 
    Diziyi uzun uzun anlatacak değilim. 1912 yılında bir malikanede başladığını, 1.Dünya Savaşı ve sonrasında devam ettiğini, malikanenin soylu sahiplerinin yanı sıra hizmetlilerinin de yaşamını anlattığını söyleyebilirim. Kostümlerin, dekorun şahaneliğini de eklemek isterim. 
    Benim asıl bahsetmek istediğim, Kemal Pamuk ismiyle dizide kısa ama önemli bir yer bulan Türk diplomatın yansıtılış biçimi. Seyretmeyenler hemen "yoksa kötü mü tanıtmışlar?" diye düşünmesinler. Tam tersi... Pek güzel, pek hoş tanıtmışlar Türk diplomatı:) 
    Şöyle ki:
    Efendim, bir gün malikaneye ziyarete gelen akrabalardan bir lord, yanında Türk büyükelçiliğinden arkadaşı Kemal Pamuk'u da getiriyor. At üzerinde rüzgar gibi malikanenin bahçesine dalan diplomatımız, evin hanımı ve 3 kızının yanı sıra hizmetçileri bile kendine hayran bırakıyor:) Kadınlar mest olmuş bir şekilde "Hiç Türk'e benzemiyor" diyorlar. Bir tanesi "tanıdığım hiçbir İngiliz'e de benzemiyor" diyor. Ben de, Türkleri yabancı filmlerde ve dizilerde kara kuru, kaba saba, illaki kafasında fesiyle göstermelerine alışık bir Türk izleyici olarak bu noktada mest oluyorum:) "Bravo! Bravo!" diyerek alkış tutacak kıvamda seyrediyorum devamını. Alışık değiliz biz böyle gösterilmeye. Haksız mıyım? Fonda Arap müziği falan da çalmıyordu üstelik.
   
Mr.Pamuğğğk ve Mary:))

    Kemal Pamuk, çok yakışıklı ve çapkın. Giyimine, kuşamına düşkün, titiz. Aynı zamanda bilgili, görgülü ve başarılı da... Evin en büyük kızı Mary'yle daha akşam yemeğinde başlayan flörtleri, gece Mary'nin odasında devam ediyor. Kemal Pamuk, Mary'ye onunla evlenemeyeceğini ama birlikte hoş saatler geçirebileceklerini kafadan belirtiyor:) Mary önce nazlansa da, Kemal'e karşı koyamıyor. Ama güzel şeyler çabuk biter. Genç ve yakışıklı diplomatımız Mary'nin kollarında ölüveriyor:( Evet. Cidden ölüyor. Aniden. Küt diye. Mary, hizmetçisini ve annesini ağlaya ağlaya uyandırıyor. 3 kadın birlikte Pamuk'u odasına taşıyorlar. Çünkü Mary'nin kollarında öldüğü bilinirse uluslararası bir skandal çıkacağı gibi, Mary bir daha asla ve asla koca bulamaz. Ve o tarihte kızlara babalarından miras kalmadığı için zengin birer koca bulmaktan başka şansları yok. Mary "ama çok yakışıklıydı" diye ağlaya ağlaya Pamuk'un gözlerini kapatıyor:) Daha sonra diplomatımızla geçirdiği dakikaları "mutluluğa en yaklaştığım andı" şeklinde tanımlayarak gönlümüzü bir kez daha fethediyor. 
    Kemal Pamuk karakterine tüm izleyiciler bayılmış. Yazarlar belli ki Kemal ismini Mustafa Kemal'den, Pamuk soyadını ise Orhan Pamuk'tan almışlar. Bizde bir köşe yazarı Kemal isminin Masumiyet Müzesi'nden olduğunu düşünüyor ama ben katılmıyorum. O romandaki Kemal karakteri zavallı bir tip. İlerleyen bölümlerde Çanakkale Savaşı'nın da ismi geçiyor ve Çanakkale Savaşı'nın kahramanı herkesin bildiği gibi Mustafa Kemal'dir. Bu dizide yer alan Çanakkale Savaşı söylemleri de tam Türk izleyicisinin hoşuna gidecek türde. Örneğin bir karakter savaşa gitmeyi reddettiğinde şöyle diyor: "Çanakkale Boğazı'nın sularında olmaktansa, hapiste olmayı tercih ederim". Birkaç kere daha savaşın adı geçiyor. 
    Velhasılıkelam, bu dizi hem gözüme hem gönlüme hitap etti. Yazarları gönlüme girdi. Her ne kadar 1912 yılında bizde soyadı kanunu henüz kabul edilmediği için Kemal Pamuk ismi iğreti dursa da... :) 
   

    Dizideki Türk diplomat ve onun yansıttığı karakter çok ilgi çekmiş ve bu bir dönem dizisi olduğu için, gerçekte böyle birinin var olup olmadığını sormuşlar senaristlere. Onlar da bu olayın gerçek olduğunu, fakat isim veremeyeceklerini belirtmişler. Vay!Vay!Vay! diyorum. Bu konuda Radikal gazetesinde bir yazı okudum. O yıllarda İngiltere'de ölen Türk diplomatları araştırmışlar. Birini bulmuşlar. Rüstem Paşa isimli Osmanlı diplomatı İngiltere'de vefat etmiş. Belgelerde paşanın ölüm nedeni belirtilmeden "sabaha karşı 3 sıralarında vefat etmiştir" yazıyormuş.                            Çok ilginç değil mi? 
    Bir İngiliz dizisinde rastladığı karizmatik Türk karakterine sevinen sadece ben değilim:) Google'a Kemal Pamuk yazdığınızda pek çok haber ve yorum göreceksiniz. 
    Konuyu merak edenlere, dönem dizilerini sevenlere, "hangi diziye başlasam" diyenlere, klasik aşk romanları tadındaki Downtown Abbey'i şiddetle tavsiye ederim. 


12 yorum:

  1. İnsan gurur duyuyor değil mi.Turkler iyi güzel gosterilince seviniyor insan.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yanlış tanımayınca ve tanıtmayınca hoşuma gidiyor. Develere bindiğimizi zannedenler var, hakikaten var.

      Sil
  2. İzleyecek dizi arıyordum tam üzerine geldi bu yazı.İlk fırsatta izleyecem, paylaşım için teşekkürler...

    YanıtlayınSil
  3. hiç Türk'e benzemiyor demeyeymiş iyiymiş :D

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. :)) Dedi onu:) "Biz bunları kara-kuru, sarıklı şeyler sanıyorduk ama değilmiş, hatalıymışız" gibi algıladım ben onu tüm iyi niyetimle:)

      Sil
  4. Keyifle izlediğim bir dizi Downton Abbey. İlk sezondaydı sanırsam bu, değil mi? :) Harika bir karakterdi, ancak gerçek bir hikayeye dayandığını bilmiyordum. Çok başarılı bulduğum senaristlerin, o tarihte Türklerin soyadı kullanmadığı detayını kaçırmış olmalarına şaşırmadan edememiştim tabii :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İlkti sanırım, Mary bekar olduğuna göre:) Senaristler gerçek bir hikayeden esinlendiklerini söylemişler.

      Sil
  5. Ya arkadaşlar panelime geç mi düşüyor? Bu yazıyı yeni gördüm. Biraz daha kalsa kaçıracakmışım kesin. Neyse lafı uzatmayayım ben de bayılırım bu tür yerlere kadar kabarık etekli kıyafetlerle şık hanımların olduğu İngiliz, Fransız dizilerine..çok eskiden Kaptan Onedin, Yukarıdakiler Aşağıdakiler olurdu onlara benzettim. Ama bunu izlemedim hangi kanalsa - sanırım şifreli kanallar:(( çünkü hiç rastlamadım..şifresizse yazarsan kanalını sevinirim:) Türk karakter de ilginçmiş, belki de o paşadır, vay canına:)))
    Çok teşekkürler son derece ilginç bir konu ve diziyle tanıştırdın beni..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aa! Geç mi düşüyor acaba? Hiç de anlamam bu işlerden.
      Dizi hangi kanalda yayınlanıyor bilmiyorum. Görmüştüm ama hatırlamıyorum. İnternetten izliyorum ben. Güzel, güzel, seyredince seveceksin:) Ben teşekkür ediyorum yorumun için.

      Sil
  6. Ben bu diziyi hiç duymamıştım ilk defa burada rastladım.Tamda Sherlock'u bitirmiştim iyi denk geldi.Merak da ettim şimdi bunu, çok da güzel anlatmışsınız...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bir İngiltere dizisinden diğer bir İngiltere dizisine geçiş yapın o zaman:) Ben de Sherlock'u bitirmek üzereyim. Anlatımı beğenmenize sevindim. Sevdiğim için keyifle anlattım sanırım.

      Sil

Yorumu olan?