9 Eylül 2020 Çarşamba

TENET...

   Sinemaya gittik. 2 hafta önce... Tabii ki vizyona girdiği ilk gün TENET'i izledik. Orhun'un profesyonel anlamda çalıştığı ilk proje olduğundan bahsetmiştim. Dolayısıyla sabırsızlıkla beklediğimiz bir filmdi. Normal zamanda olsa zaten hiçbir Christopher Nolan filmini kaçırmayız fakat bu kez bizi böyle bir dönemde sinema salonuna yönlendiren daha duygusal nedenler oldu. Şu şartlarda kimseyi sinemaya gitmek konusunda etkilemek istemem. Herkesin kişisel risk hesaplamasını yapması ve ona göre davranması gerektiği dönemlerdeyiz. Ben sadece gözlemlerimi aktaracağım ve her zaman olduğu gibi sayfama tarihi bir not düşmek adına yazacağım.

    Aylardan sonra ilk kez sinemaya gideceğimiz için tedirgindik. Zira sokağa kısıtlı çıkan insanlarız. Bu yüzden filmin gösteriminden bir gün önce salona gittim ve ne gibi tedbirler alındığını sordum. İki yan yana oturulan koltuktan sonra (Yabancıyla yan yana bilet satılmıyor) sağda ve solda 2'şer koltuğun boş kaldığı söylendi. Sıra açısından düşünürsek, boşluklar önden arkaya çapraz şekilde bırakılıyordu. Böylece, tam miktarı hatırlamıyorum ama salonun ancak yüzde ellisi ya da altmışı kadar bilet satılmış oluyor. Havalandırmanın dışarıdan temiz hava alacak şekilde yapıldığı, seans aralarında çalıştırıldığı, film başladıktan bir süre sonra kapatıldığı söylendi. Maskesiz girmek tabii ki yasak. Konuştuğum görevli "Zaten sinemaya gelen yok. Bir filmi 2-3 kişi için gösteriyoruz" dedi. "Nolan filmi gelince dolacaktır" dedim. Kabul etmedi. "Yarın görüşürüz" dedim. Nitekim haklı çıktım. Bilirsiniz, Christopher Nolan filmlerini seven ve bekleyen hayranı çok. Biletlerin ön satışta olması bile bunun kanıtı. Kısacası, ilk gösterim günü boş olmayacağını bilerek gittik sinemaya. Nitekim satıştaki her koltuk doluydu. Neyse ki söylenen her şeyin uygulandığını gördük. IMAX salonları çok büyük olduğu için dolu koltukların arasındaki boşluklar 2 metreden fazlaydı. Biz 3 kişiyiz. Haliyle birimiz tek kalacağız. Aldığımız tek koltuğun yanı satılmamıştı. Havalandırma 5-10 dakika sonra kapatıldı. Herkeste maske vardı. Ara ara kontrol ettim, belki seyircinin bilinçli olmasından kaynaklıydı, benim görebildiğim kadarıyla kimse maskesini çıkarmadı. Maalesef yiyecek-içecek satışı devam ediyor. Neyse ki mısır yiyen sadece bir kişi gördüm. Belli ki herkes tedirgindi. Film sessizce ve hareketsizce izlendi. Bir gün bu dönem mazi olduğunda, normale dönüldüğünde kalabalıklara karışmaya nasıl alışacağız merak ediyorum. Son anda salona girdik, işimiz bitince hemen eve döndük. Normalde ya öncesinde ya sonrasında bir yerde yemek yerdik, kahve içerdik. Bunlar keyifli şeylerdi. Şu sıra her şey çok sıkıcı.
    Christopher Nolan, önceki gişe başarılarına ulaşmayacağını bile bile TENET'in salonlarda gösterilmesi konusunda ısrarcı oldu. Çünkü röportajlarından öğrendiğime göre "Sinema salonda izlenir" düşüncesinde olanlardan biri. Kesinlikle ben de bu düşüncedeyim. Vizyon tarihi defalarca ertelendi. Belli ki belki tehlike azalır diye düşünmüştü ancak geldiğimiz noktada istenen azalmanın gerçekleşmediğini söyleyebiliriz. Filmi seyredişimizin üzerinden 2 hafta geçti ve o günden bu yana hasta sayısı gün be gün arttı. Sinemaya gidişimiz, özlem giderişimiz yanımıza kâr kaldı. Birkaç ay daha gideceğimizi sanmıyorum. Ancak, açık konuşmak gerekirse sinemada bir parça tedirginlik duymama rağmen, bu durum ileri boyutlara ulaşmadı. Kontrollü ve bilinçli bir ortam gördüğüm için olsa gerek. Aslında şu maske ve mesafe işini oturtsak, dip dibe durulan kalabalık ortamlarda bulunmasak ve tabii ki testi pozitif çıkıp bunu saklayanlar olmasa çok yol alacağız.
    Peki film nasıldı? Bize göre güzeldi:) Şaka bir yana, bir miktar kafa karıştırıcıydı ki bu aslında Nolan'ın zaman konusuna, farklı evrenler konusuna fazlaca kafa yormasından kaynaklanıyor. Spoiler vermek istemiyorum. Kısaca konusu hakkında şunu söyleyebilirim: "Halihazırda herkeste bir 3.Dünya Savaşı düşüncesi var. Bu savaş kimler arasında çıkabilir? Bu bildiğimiz anlamda bir savaş mı olacak?" Anlamakta zorluk çekenler için sosyal medyada filmdeki olayların zaman çizelgesi bile yayınlandı:) Kendi adıma böyle bir çizelgeye gerek duymadım. Çünkü konunun özünü kavradım ve son derece başarılı aksiyon sahneleriyle de keyiflendim. Hani Dark dizisinde de kim nereden gelmiş, nereye gitmiş, kimin nesiymiş çok konuşuldu ama işin özünde bir bütünlük ve iyi bağlanan bir final vardı ya... TENET'de de buna benzer bir durum söz konusu. Felsefesi, dünyayı korumak, mevcut kaynakları tüketmemek, geçmiş ya da gelecekteki herkesin birbirine bağlı olduğu düşüncesine dayalı. TENET kelimesi "İlke" anlamına geliyor ve baştan da okusan sondan da okusan anlamı değişmiyor.
    Filmin teknolojik tadına varmak için kesinlikle IMAX salonda izlemek gerekli. Dikkat çeken aksiyon sahneleri, olan biteni anlamak için durmaya, düşünmeye izin vermiyor ve kendini harekete kaptırıyorsun. Fakat en sonunda muhakkak düşünüyorsun. İzleyen bir başka kişiyle derin sohbetlere giriyorsun. Oyunculardan da bahsedecektim ancak fazla uzatmamaya karar verdim. Yalnız şunu eklemek isterim, filmde pek beğenmediğim Elizabeth Debicki'yi "The Crown" dizisinde Prenses Diana rolünde izleyecekmişiz. Diana'yı kimin canlandıracağını merak ediyordum, şimdi Debicki'nin bunu nasıl gerçekleştireceğini merak ediyorum. 
    Filmde Tallinn sokaklarını, belli mekânlarını görmek bizim için uzaktaki bir dostla karşılaşmak gibiydi. 3 yıl boyunca her bir köşesini öyle gezdik ki şehirde çekilen tüm sahneler tanıdıktı. Örneğin opera sahnesindeki salon, Rusya'ya bağlı olunan dönemde, 1980 olimpiyatları için yapılmış, şimdi atıl durumda olan bir mekânın parçası. Yarım bir günü orada geçirmiştik, farklı gelmişti. Norveç free portu olarak gösterilen yer, Tallinn'in çok sevdiğim Kumu Müzesi. Bunun gibi pek çok detay... Ve Orhun'un çekimlere dair anıları... Güzeldi. Sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki her şeye rağmen bu film durgun geçen günlerimize hareket getirdi, bir parça duygulandırdı. Enteresan 2020'nin unutulmayacak anıları arasında yerini aldı. 


15 yorum:

  1. Buradaki sinemalar hala açılmadı Sezercim. Salonlarının çok küçük olmasından dolayı belki de açmıyorlar...

    Orhuncuğumu tebrik ediyorum. Yolu açık olsun yakışıklımın.
    Kocaman öpüyorum sizi ♥

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İstanbul'da da hepsi açık değil Şebnemcim. Bir acayip zaman.
      Güzel sözlerin için teşekkür ediyorum. Hepsinin yolu açık olsun inşallah.
      Kocaman sevgiler benden sana...

      Sil
  2. Şanslıymışsınız. Benim takip ettiğim bir sinema Youtuber'ı filme gittiğinde salondaki herkesin (6 kişi) maskesini çıkardığını söylemişti. Ki bu beni fena germiş ve "aman isterse Nolan'ın kendisi söyleşiye gelsin ben evimden çıkmam" demiştim :( Hala da o tedirginliği taşıyorum. Muhtemelen Imax'te izlemediğim tek Nolan filmim olacak. Ne yapalım..

    Film vizyona girdiğinde de Orhun'un kulaklarını çınlattım :) Burada yazdıklarınızı hatırlıyordum. Dolayısıyla filme gideceğinizi düşünüyordum. Bence iyi olmuş. Dediğiniz gibi sinema kültürüne uzaklaştık, eskiden ne keyifli bir ritüeldi. Öncesiyle sonrasıyla.

    Yine de ben yönetmenin gişe ısrarını yanlış bulanlardanım. Elbette elinde böyle büyük ölçekli bir iş olduğu için onu derhal piyasaya sunmak istiyordur, sinema tarihi için de önemli bir karar ama bir yerde de insanların sağlığını riske atıyor. Neticede ismi marka yapmış birisi ve filmi hastalıkta sağlıkta ne zaman vizyona girse izleyici toplayacaktı.

    Salonlar aldıkları tedbirleri paylaşıyorlar. Takip ediyorum. Ancak tatmin olamıyorum çünkü en büyük sorun havalandırma. Görevlilerin teknik bilgilerinin olmadığını düşündüğüm için kötüye yormak istemiyorum ama şuanki sinema altyapılarıyla 100% temiz hava solumak güç. Havayı şuradan alıyoruz, buraya veriyoruz şeklindeki açıklamalar teknik yönümü tatmin edemiyor. Filtreli sistemlerde bile bunu 100% sağlamak zor. Ankara'da bu aralar açıkhava gösterimleri oluyor ama tabii vizyon filmleri değil. Hem festival var hem de Fransız Kültür destekli filmler. Açıkhava olduğu için bir "acaba?" diyerek heves ediyorum fakat sonra "insanımız" geliyor aklıma. Nasılsa havadar yer diye sosyal mesafeyi ve tedbirleri hiçe sayan insanlar görüyorum çevrede. Sitelerde, parklarda. Tabii çok fazla da paranoyak olmanın anlamı yok fakat ben o hastanelerin kalabalığını ve doktorların yoğunluğuna tanıklık ettiğim için kültür sanat hayatımı bir süre daha erteleyeceğim. Hem ağzımda maske ile 150 dakika kapalı bir ortamda filme odaklanma fikri çok uzak geliyor. Seyir zevkimi etkileyeceği kesin. Keşke film daha sonra vizyona girseydi...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Birkaç gün internete giremedim, yorumlara cevap yazamadım. Geldim nihayet:)
      Şanslıydık sanırım. Herhalde o gün seyirci topluluğu bizim gibi aylardan sonra salona bu filmle dönenlerden oluşuyordu. Tedirginlerden yani. Aksi olsa zorlanırdık, çıkmak durumunda bile kalabilirdik. Ya da kavga çıkardı maske konusunda, bilemiyorum:) Havalandırma olayına ben de %100 güvenemiyorum fakat film başladıktan kısa süre sonra kapatmaları bir parça rahatlattı. Seyirciler arasındaki mesafe gerçekten çok iyiydi. Bu, beklenen bir filmin ilk günü dolan bir salonla ilgili durum tabii. Sinemaya eski yoğunluğunda dönülürse kurallar çiğnenmeye başlar. Hatırlayalım, güya uçaklar az kapasiteli çalışacaktı, restoranlarda bir masa boşluk bırakılacaktı vs. Ancak alıştıkça mesafe falan kalmadı. Sinema veya tiyatroda da salonun yarısı kadar bilet satıldığında, "Nasıl olsa boş yer var" diyerek arkadaşlarının yanına ya da iyi yerlere kayılırsa olmaz o iş. Ki bizim insanımız muhakkak bunu yapar. Belirlenen kurallara uyulacağını bilsem, herkesin maske takacağına güvensem biraz daha açılabilirdim bana kalırsa. Tamamen izole olmak gerçekten çıldırtıyor ki ruh hastalıklarının artmaya başladığı açıklandı. Yine de bir sonraki sinema ziyaretim ilkbahardan önce olmaz diye düşünüyorum:( Bu dönemin bitişiyle ilgili önümüzdeki ilkbahara yönelik güçlü bir umudum var.
      Ben, Nolan'ı filmi bu dönemde vizyona sokması konusunda eleştiremiyorum. Ki bizim için özel olan bu filmi daha rahat şartlarda izlemek isterdim. Kurallara uyulmamasının getirdiği ya da getireceği sonuçlar onun sorumluluğunda değil. İlk zamanlar hiçbir şey bilinmiyordu ancak şu durumda maske ve mesafe, kalabalık konusunda belli bir kapasiteyi aşmama kurallarına uyulursa kısıtlı bir sosyalleşme yaşanacağı belirlendi. İnsanlar akıllı olsun, kurallara uysun ve eskisine göre az da olsa kültür sanat etkinlikleriyle buluşsun noktasındayım. Filmin konusu kaynakları tüketme durumuna bağlanıyor. Ben "Eğer dünyaya iyi bakmazsan sinemada böyle tedirgin tedirgin, maskeyle oturursun işte" mesajını aldım ve beğendim. Yalnız benden başka kimsenin böyle düşündüğünü duymadım, okumadım:) Fazla derine inmiş olabilirim, yönetmene bunu sormak isterdim:) Henüz kültür-sanat ortamında bulunmama konusunda şahsi olarak haklısın. Herkes içine sineni yapmak ya da yapmamak, kişisel riskini hesaplamak durumunda. Rahatsız eden bir ortam olmamasına rağmen biz yine de ne olur ne olmaz diyerek, (eşim ayın yarısında çalışıyor ve onun evde olduğu zamana da denk gelmişti) sinemadan sonra 2 hafta neredeyse hiç dışarı çıkmadık. Düğünlerde halay çekenler, mitinglerde dip dibe olanlar kendini sorgulamalıyken biz aylardan sonra bir kez sinemaya gittik diye yaptık bunu. Bu beni sinirlendirdi ama içimizden gelen bu. Böyle işte. Bu konu bitmez:) Tek dileğim sağlıkla, huzurla kültür sanat işlerine kavuşmak. On-line değil, canlı canlı...
      Sevgiler Zihin, teşekkürler...

      Sil
  3. Ne tuhaf zamanlardan geçiyoruz değil mi? Zaman ilerledikçe ve insanlık olarak bir arpa boyu yol alamadıkça deliriyorum. İşleri düşünüyorum. Bu işin sonu nereye varacak diye endişeleniyorum. Endişeden ölme üzereyim hatta. İnanılmaz bir karamsarlık ve umutsuzluk var üstümde. Kalbim sıkışıyor. Ay, keşke yazmasaydım sana da yorum. :) Üstelik film hakkında hiçbir şey yazmadan sadece pandemiye odaklandım.
    Çay, kahve kurtarmıyor beni artık. Hayır olsun dünyanın hali diyorum ama insanlığın ders almaya ve kendini düzeltmeye hiç niyeti yok.
    Çok öpüyorum seni.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Karamsarlık var, endişe var... Demek istediğin gibi, ne yazık ki kurtuluşumuz başka insanların tavırlarına da bağlı. Ya sabır! diye diye geçiyor günler. Kendimizi psikolojik olarak bu kadar zorlamanın sonu nereye varacak bilmiyorum. Dilerim güzel bir yerlere varır:)
      Kocaman sevgiler benden sana...

      Sil
  4. Orhun'u tebrik ederken devamlı başarılar dilerim.
    Selâm ve saygılar...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyoruz Sabahattin Hocam. Bizden de sevgiler, selamlar size...

      Sil
  5. Korona tedirginliği ile hiçbir yere uğramadan sadece sinemaya gitmek, sinema öncesi rütinler olmadan ne kadar garip değil mi bir film sahnesi gibi herkes maskeli... burada sinemalar gösterim yapmıyor henüz tabi böyle bir dönemde sinemaya gidip filme odaklanabilmekte zor ama her şeye rağmen güzel bir anı olarak anılara geçmiştir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Zordu, tuhaftı, heyecenlıydı... Her türlü duygu durumu vardı:) Şu acayip günlerin en kısa zamanda bitmesi dileğiyle... Teşekkürler.

      Sil
  6. Orhun sayesinde bu kaçamağı yapmış oldunuz. Sanırım arada böyle aktivitelerle istim boşaltmazsak feci patlayacağız.

    Dışarı çıkmak hele kapalı ortamlar bana da hâlâ gerilim yaratıyor. Neyse en azından gelen su damacanasına nükleer atık muamelesi yapmaktan kurtuldum, sakince siliyorum:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aylar sonra, kapalı yer hakkımızı bu filmden yana kullandık:) Her şey çok zor, çok tuhaf. Ne diyeyim ki Handan?
      Sevgiler benden sana...

      Sil
  7. Orhun açısından daha çok sevindim, elbette ebeveyn gururunu görmezden gelmeden:) Onun için daha çok sevindim çünkü, her ne kadar durum sevinilecek olmasa da yaşanıyor sonuçta; anlatacak hikayesi var ve iki yanıyla güçlü bir hikaye, üstelik Nolan tadında: birincisi emeği olan bir film olması ki bu çok az insanın sahip olabileceği kadar kıymetli, ikincisi ise filmin izlendiği dönem ve -artık ne yazık ki yazında belirttiğin gibi- normalleştirdiğimiz koşullar... geleceğinde bir gün anlattığında, dinleyenlere ne kadar ürkütücü ve gizemli gelecek. Belki bir film yapar!

    Görüyorsun di mi ne anlardan ne mutluluklar çıkarmayı öğretti bize şu covid-19:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Nolan tadında tuhaf bir deneyimdi sahiden:) Orhun normal zamanda bir de yakın arkadaş grubuyla giderdi bu filme fakat kendisi gibi tedirgin arkadaşları sinemaya gitmedikleri gibi, onunla 14 gün de görüşmediler:) Salonda kurallara uyulduğunu gördüğümüz hâlde, sonrasında ailecek iki hafta neredeyse hiç dışarı çıkmadık. Orhun'un şansına bu filmin çekim aşamasında yer almak güzel bir deneyimdi, iyi oldu ancak ilk kez perdede görmek bir o kadar tuhaftı. Tuhaflıkları bir kenara atıyorum ve kariyeri için işin şans kısmını diliyorum bol bol:) Ve güzel sözlerin için teşekkür ediyorum. Sevgiler...

      Sil
  8. Apokaliptik bir filmin ilk sahneleri gibi zamanlardan geçiyoruz. İki sen önce herkesin maske ile gezmek zorunda kalacağına dünyada inanmazdık.Böyle günlerde bir Nolan filmi izlemek enteresan bir deneyim olmuş sizin için.

    YanıtlayınSil

Yorumu olan?