22 Eylül 2018 Cumartesi

CONTEMPORARY İSTANBUL 2018 ÇILGINLIĞI!

    19 Eylül çarşamba günü İstanbul'un çağdaş sanat fuarı Contemporary İstanbul'un açılışı yapıldı. Hafta sonu çok kalabalık olacağını düşündüğümden açılışın hemen ertesi günü ziyaret ettim. 
Zira 13.'sü düzenlenen uluslararası etkinliğin ziyaretçi sayısı her sene katlanarak artmakta. Ziyaretim hakkında sanatsal bir anlatım gerçekleştiremeyeceğim çünkü gezdiğimden, gördüğümden hiçbir keyif alamadım. Bir koleksiyoner değilim, çok isterdim ama ne yazık ki alıcı değilim. Sadece sanatseverim. İlgimin ve lisans eğitimimin de verdiği alışkanlıkla sanatsal etkinlikleri takip ederim. Bir müzede, sergide ya da galeride geçirdiğim dakikalar, saatler beni mutlu eder, ruhumu besler. Sindire sindire, okuya araştıra, inceleye inceleye gezerim. Benim gibi düşünenler için bu fuarın şahane bir etkinlik olması gerekirdi. Tabii eğer sadece orada olmak için, sadece fotoğraf çektirmek için gelenlerin yarattığı karmaşa ve rahatsızlık olmasaydı. O gün fuarda gördüğüm kalabalığın en az yüzde 70'i sadece ama sadece fotoğraf çektirmekle ilgileniyordu. Normalde böyle bir ortamda ne yaparsın? Eserlere yaklaşırsın, incelersin, bilmiyorsan sanatçının adını okursun, tekniğini merak edersin, hangi galeride olduğuna bakarsın vs. Sadece fotoğrafını çekip gitmeyi benim aklım almıyor. Bir resmi izlemek için yaklaşıyorum, dibimde biri "bir dakika" deyip itiyor. Kadraja giriyormuşum. Resmi çekecek. İlgilenenler bakmasa da olur. Başka bir heykele yaklaşmak istiyorum. Yanında sıraya girmişler, poz verenlerin biri geliyor biri gidiyor. Her biri birkaç poz çektiriyor. Heykele yaklaşmak, incelemek ne mümkün. Çoğu kişi, önünde fotoğraf çektirdiği eserin kime ait olduğunu bilmiyor. Sadece anlık bir bakışla gözüne güzel göründüğü için onu seçiyor, fotoğrafını çekiyor ya da çektiriyor ve bir başka renkli esere yollanıyor. 
Birkaç hatıra almakla yetinemiyoruz. Abarttıkça abartıyoruz. Dünyanın her yerinden gelen galerilerin çalışanları, bizim hakkımızda ne düşünüyorlar acaba? Sanatçı adına bile bakmayan, incelemeyen, sadece fotoğrafını çeken bir kalabalık. 
    Tanınan sanatçıların işleri müthiş popüler. Bakınız Ahmet Güneştekin. Birkaç senedir Instagram'da adım adım yükselen şöhreti işlerinin çok çok önüne geçti. Onun eserlerinin önü her daim kalabalık. Ama niye? Yanında poz vermek için. Bu sene sergilediği, herkes gibi yapımını IG'den benim de adım adım izlediğim "Ölümsüzlük Odası" için değil bu ilgi sadece. Her çalışması aynı ilgiyi görüyor. Artık bir sanatçının Instagram'da boy göstermesi şart. 
Ölümsüzlük Odası


    Ölümsüzlük Odası etkileyici bir eser. Güneştekin'in Göbeklitepe'den esinlenerek oluşturduğu Ölümsüzlük Odası'nı fuar alanına girmeden de ücretsiz olarak görebilirsiniz. Gerçek anlamıyla görmeye niyetliyseniz kalabalık olmayan bir saati tercih etmeniz yerinde olacaktır. Aksi halde sağını solunu gezmeden, bakmadan, ne hissettiğini yoklamadan sadece ve sadece fotoğraf çekenler ve poz verenler bunları size de yaptırmayacaklardır. "Hah! Tenha bir köşe buldum, şuradan bari bakayım" dediğiniz anda telefonunu burnunuzun dibine kadar sokan biri sanki orada olmanız kabahatmiş gibi bir tavırla "çekilir misiniz?" diyerek kendine alan yaratmak isteyecektir. Çünkü o eser bakmak için değil, önünde poz vermek ve Instagram'a yüklemek için orada. 

    Karamsar konuştuğuma bakmayın. Niyetiniz varsa hafta sonunda Contemporary İstanbul 2018'i ziyaret edin. Bu sene daha zayıf olduğu herkes tarafından dile getirilen bir gerçek fakat sanat her türlü iyi gelir. Ben bundan sonra kendi adıma sakin sakin müze ve galerileri, sergileri gezmeye devam edip, belki bu fuar için yurtdışından gelenleri olmaz ama en azından bizdeki çalışmaları o mecralarda görme taraftarıyım. Kakofoni bana göre değil. Elimde değil, kendimi veremiyorum. Alan alsın, ben itile kakıla sanat izlemekten keyif alamıyorum.














4 yorum:

  1. Ben de gitmek istiyordum ama haftaiçi denk düşmedi, haftasonu da çok zorlayıp gidebilirim ama kalabalık düşüncesi korkuttuğundan emin değildim. Sanırım o hakkımı sakin yerlere ayırsam daha iyi olacak :)

    YanıtlaSil
  2. Sezer, anlattıklarını okuyunca gözümün önünde canlandı oradaki durum. Benim için de hiç mi hiç cazip değil. Ben senin gibiyim, ilgi duyduğum eserleri mutlaka okumak isterim. Yoksa bir anlamı kalmaz. Instagram fotoğraftan yıkılıyor doğrusu.
    Güneştekin ile yapılan bir röp.izledim geçenlerde. Hayatında benim için ilginç olan sanatla ilgili hiçbir eğitiminin olmaması. Kendisi okuyarak ve Türkiye`yi karış karış gezerek donanmış biri.
    Sanırım kalabalığa rağmen gidip görmek isterdim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediğine şahidim Semi, beraber Tasarım Bienali gezmişliğimiz var:)
      Ahmet Güneştekin'in eserlerini beğenirim. Birikimini, sanatı herkese ulaştırma gayretini de takdir ediyorum ve Ölümsüzlük Odası'nı görmek gerekir diye düşünüyorum. Ama hakikaten IG şöhreti çalışmalarının önüne geçti. Ölümsüzlük Odası başındaki konuşmaları duysan, fotoğraf çılgınlığını bir görsen:) Ama dediğin gibi istiyorsak kalabalığa rağmen orada bulunmalıyız belki de. Kimseyi engellemek istemem.

      Sil

Yorumu olan?