En ünlü Pieta heykeli Michelangelo'nun yapmış olduğu mermer heykeldir.
Sanat Tarihi lisansım sırasında ilk kez slayt üzerinde görmüş olduğum bu muhteşem eseri gerçekten görebilmeyi istemişimdir hep. Çok istemiş olmalıyım ki geçtiğimiz aylarda Roma'ya yaptığımız ufak seyahat sırasında gerçekleşti bu hayalim. Roma'ya iner inmez eşyalarımızı çabucak kalacağımız yere bırakıp Vatikan'a doğru yola çıktık. Vatikan müzelerine ve Michelangelo'nun Pieta'sının yer aldığı San Pietro Bazilikası'na girişte uzun kuyruklar olduğunu biliyorduk. Dünyanın her yerinden gelmiş turistlerden oluşan ziyaretçi kuyruğuna girdik. Yaklaşık 1,5 saat bekledik. Vatikan müzelerine giriş saatini kaçırdık ancak San Pietro açıktı ve Pieta beni bekliyordu. İçeri girdim, sağıma soluma baktım ve yön tabelasını gördüm. Sağ tarafı işaret eden oku takip ettim. Kafalarını hafifçe yukarıya kaldırmış hayranlıkla seyreden veya fotoğraf çeken insan kalabalığının biraz üzerinde o muhteşem eseri gördüm.
Cam ardında korunmaya alınmış bu sanat şaheserine önce uzaktan baktım. Sonra insanların arasından kıvrıla kıvrıla ilerleyip önlerde bir yer buldum kendime. Duygusu bir yana, taş dediğimiz materyalin nasıl olup da kumaş kıvrımlarına, damarlara, kaslara dönüşmüş olduğuna şaşırdım.
Bu eser ayrıca Michelangelo'nun imzasının yer aldığı tek heykelidir. Bu konuda şöyle der Vasari: "Michelangelo bu yapıta öyle büyük bir sevgi ve çaba kattı ki (Bir daha hiç böyle yapmayacaktı) adını Meryem'in göğsündeki kuşağa yazdı. Gerekçesi de şuydu: Bir gün heykelin olduğu yere gitti ve Lombardiya'dan gelen kalabalık bir topluluğun yapıta övgüler düzdüğünü gördü. Topluluktan bir kişi başkasına heykeli kimin yaptığını sorunca 'Milano'dan bizim Gobbo' yanıtını aldı. Michelangelo orada tek kelime etmeden durdu ama bütün çabalarının bir başkasına atfedilmesi çok tuhafına gitti. Bir gece, keskilerini yanına alıp kendini bir lambayla kiliseye kapattı ve adını heykelin üzerine kazıdı".
San Pietro'daki Pieta'yı seyrettim, seyrettim... Sanatsal yetenek denen ulvi hediyenin, ayrıcalığın gücünü gördüm. Michelangelo'ya bir kez daha hayran kaldım ve çocuklarını kaybeden annelerin acısını düşündüm, hüzünlendim. Bu yazıyı yazmak istediğim şu günlerde tesadüfen Nazım Hikmet'in daha önce hiç duymadığım bir şiirine rastladım. Dedim ki... Michelangelo ustayla başladım, Nazım ustayla bitireyim yazımı...
Meryemana Tanrı'yı doğurmadı
Meryemana Tanrı'nın anası değil
Meryemana analardan bir ana
Meryemana bir oğlan doğurdu
Ademoğullarından bir oğlan
Meryemana bundan ötürü güzel bütün suretlerinde
Meryemana'nın oğlu bundan ötürü kendi oğlumuz gibi yakın bize
*Kaynak: Sanatçıların Hayat Hikayeleri, Giorgio Vasari, Sel Yayıncılık
Not: Michelangelo Buonarroti bu eseri, 1498 yılında Santa Sabina kardinali Jean Villier de la Grolaie'nin siparişi üzerine yapmıştır. Kardinal, Pieta'yı kendi anıt mezarı için istemiştir.
Not: Yalnızca ilk fotoğraf bana ait. O da çok net olmadığı için, eserin ayrıntılarını göstermek adına diğer fotoğraflar internetten alınmıştır.
















