25 Aralık 2013 Çarşamba

BİR OYUN... BİR FİLM...


    Geçtiğimiz hafta sonu bir tiyatro oyunu, bir sinema filmi izleme fırsatı buldum. 
    Cumartesi günü, Ürgüp'te yaşayan ve İstanbul'a ziyarete gelen arkadaşımla buluştuk, önce güzel bir yemek yedik ve arkasından Moda Sahnesi'nde                 "Bütün Çılgınlar Sever Beni" isimli oyunu izledik. Arkadaşım, büyük şehir etkinliklerinden uzak olduğu için, İstanbul'a geldiğinde zamanının yettiğince sinema, konser, tiyatro vs. ziyaretlerinde bulunmayı tercih ediyor. Bu kez de öyle oldu ve hem güzel bir oyun izlemiş olduk, hem de birbirimizle hasret giderdik. 
    Bütün Çılgınlar Sever Beni, Stefan Tsanev'in yazdığı, Kemal Aydoğan'ın yönettiği tek perdelik bir komedi. Oyuncular Mert Fırat, Aslı Tandoğan ve Volkan Yosunlu... Evlilik, aldatma, şüphe, kadın-erkek ilişkileri, dostluk üzerine kurulu bir oyun.   
  Kısaca bahsedecek olursak: Güzel ve narin arp sanatçısı Maria ile evli olan Yosif, karısının onu aldattığından şüphelenmektedir. Aslında bu konuda elinde ipucu yoktur ama Yosif kimsenin kusursuz olmayacağına inanmaktadır. Karısının kendisini aldatıp aldatmayacağını öğrenmek için eski dostu Angel'dan yardım ister. Angel, Maria ve Yosif'i tanıştıran kişidir. Yosif'in tam tersine son derece naif, romantik ve iyi niyetli bir insandır. Yosif'in ısrarları sonucu Maria'yı ayartmayı kabul eder. Sonrasını anlatmayayım. Devamı Moda Sahnesi'nde efendim... 
    Aslında benim tiyatroyla pek aram yoktur. Büyük ustaları seyretmeyi severim muhakkak. Ama onun dışında özellikle aramam. Fakat neden? Bunun niye böyle olduğunu düşündüm ve buldum:) Ben tiyatro oyunlarında geriliyorum. Çok etkileyici değilse kendimi oyuna veremiyorum çünkü sahneye ben çıkmışım gibi heyecanlanıyorum. Bunu ilk defa burada itiraf edeceğim, oyuncular repliklerini unuturlarsa, ya da başka aksilikler olursa diye onların yerine ben heyecanlanıyorum:) Vallahi de billahi de böyle hissediyorum. Çok saçma değil mi? Sanırım empati yeteneğim haddinden fazla gelişmiş:) Normal bir durum değil yani. Tiyatroda diken üzerinde oturuyorum, sinemadaki gibi koltuğa yayılıp keyip çatamıyorum. Bir de şunu anladım, fonda müzik olmamasından ya da az olmasından hoşlanmıyorum. Görüntülere müzik eşlik etmeli gibi geliyor bana. Tuhaf bir durum yani. Hal böyle olunca tiyatro konusunda zevkine güvenilmez bir insan olabilirim demeye getiriyorum. Tiyatro kritiği yaptığımda okuyun ama çok ciddiye almayın beni:) Aslında seyretmesem bile tüm oyunları takip ederim, nerede ne var bilirim, kim oynuyor bilirim, kim yazmış bilirim, beğeneceğimi düşündüğüme ya da Orhun'un görmesini istediklerime gitmeye çalışırım. Bazen de böyle arkadaş teklifiyle giderim ama onun dışında sıkı bir tiyatro izleyicisi değilim. Bana oyun beğendirmek zordur ama bu tamamen benim gıcıklığımdan kaynaklanıyor, kabul ediyorum. Örneğin ben bu oyuna 10 üzerinden 7 veriyorum ama o gün salondakiler 10 üzerinden 9 verdiler bence:) Anlatabiliyor muyum? :) 
    Biraz kafa karıştırmış olabilirim, oyunculara değinip bağlayayım ben en iyisi. Öncelikle Mert Fırat'ı seyretmek çok keyifliydi. Genelde duygusal rollerle tanıdığımız Mert Fırat komediye de çok yakışıyormuş. Tiplemesi şahaneydi. Çok enerjikti, oyunu alıp götüren isimdi. Volkan Yosunlu'yu ilk defa seyrettim. Herkes Mert Fırat'tan bahsediyor ama Volkan Yosunlu da "saf, romantik, naif mimar Angel" rolünde çok iyiydi. Aslı Tandoğan ise biraz daha anlaşılır olmalı diye düşünüyorum. Şahsıma dair derin analizlere girerek konuyu dağıtmış olsam da, tavsiye edebileceğim bir oyun. Keyifli, eğlenceli.


Kadıköy Moda Sahnesi'ne gelecek olursak... İlk defa gittim. Malum ben Beylikdüzü'nde yaşıyorum.         Arada epeyi bir mesafe var ama ilgimi çeken oyunlar olduğunda tekrar giderim. Eski Moda Sineması'nın yerine yapılmış. 3 salondan oluşan küçük, sıcak bir kültür merkezi. Cıvıl cıvıl Bahariye Caddesi'nde yer alıyor. Bulunduğu pasajın girişinde sahaf bile var. Bilet fiyatları uygun. (Yalnız, koltuk yerine sandalyelerin olması pek hoşuma gitmedi. Üzgünüm ama rahat değildi. Oyunlar ve filmler iyi olduğu sürece katlanılabilir bir durum tabii bu).                 Moda Sahnesi'ne hayırlı, uğurlu etkinlikler diliyorum.




    Pazar günü de Hobbit: Smaug'un Çorak Toprakları'nı seyrettim. Hobbit Hobbit'tir, tavsiye edecek halim yok:) Fakat belirtmek istediğim şeyler var. Geçen sene Hobbit 1'de uyuduğumu yazmış ve hafif de olsa tepki almıştım:) (Burada). Bu sefer uyumadım dostlar! Bu sefer beğendim. Cin gibi gözlerim açık seyrettim:) Ama kabul edin Hobbitseverler, bu film kesinlikle ilkinden daha iyiydi. Tamam geçen sefer sinemaya zaten uykulu gitmiştim ve 3 boyutlu seyretmemiştik ama yine de birincisi yavandı, çocuk masalı gibi bir şeydi. Hobbit 2 kesinlikle daha hareketli. Bir de LG 3D IMAX zamazingosuyla seyredince filmin büyüsüne kapılmamak elde değil.                         Daha doğrusu görüntülere kapılmamak elde değil. Tamamen görsellik üzerine kurulu bir film. Universal Stüdyoları eğlence parkındaki oyunları hatırlattı. Tamamen karanlık olsa, diğer seyircileri görmesen, koltuklar hareketli olsa, sağdan soldan dumanlar sular vs. gelse, al sana Universal eğlence parkı... Sevenleri zaten kaçırmazlar da, gündemden uzaklaşmak, farklı dünyalara dalmak isteyenler de muhakkak görsün derim ben. 

NOT: Hobbit'ler başımızın tacı ama Elfler de çok karizmatikler yahu:) Evangeline Lilly şahane bir elf olmuş. Belirtmeden geçemeyeceğim.









10 yorum:

  1. ya oyunu çok merak ettim! bu ara zaten feci tiyatroya gidesim var :)

    elf'lere aşığım!

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bence beğenirsin Miacık. Gidersen fikrini bekliyorum.
      Elfler'e aşık olmamak elde değil:) Çok karizmatikler çok:)

      Sil
  2. Tiyatroda gerilme ve diken üstünde oturma durumu bende de var. Ama benimki ya sesli öksürürsem, karnım guruldarsa vs. şeklinde ortamın içine etme korkusu. :)) Moda Sahnesi'ni merak ediyorum ama sandalyede oyun seyredemem valla. Mert Fırat kusura bakmasın. :) Bir müddet sonra o sandalye bir yerlerime batıyor. :D Hobbit'i de izleyemedim henüz. Benim çevremde beğenmeyenler çoğunlukta nedense.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. :)) Onlar da var değil mi? :)
      Moda Sahnesi'nde 3 salon varmış, diğer salonlar belki koltukludur. Görmediğim için bir şey diyemiyorum, haksızlık etmek istemem. Bizim bulunduğumuz salon sandalyeliydi ama. Yine de sen dene bence.
      Filme gelince... Hobbit 1'e göre 2'yi beğendim demek istedim. Yoksa konu, diyalog vs. açısından iyi değil, sadece görsel olarak olarak iyi. O da IMAX olarak seyredersen. 3 saat play station oynamiş gibi oluyorsun:) Gel gör ki çok seviliyor, o yüzden tek filmde toparlanabilecekken 2-3 saatlik 3 ayrı film çıkarıyor adamlar.

      Sil
  3. Empati yeteneğin güldürdü beni:)) E peki konserlerde durum nasıl?
    Tiyatroya denk gelirse giderim, özellikle takip ettiğim bir kültür olayı değil nedense. (burun kıvırdığımdan asla değil, içimden gelmiyor demek ki.)

    YanıtlayınSil
  4. senin de yeni yılın kutlu olsuuun.

    kadıköy moda sahnesi iyi oldu.
    kuranlar çok iyi ya.
    onur ünsal mert fırat filan.
    bak ben de haftasonu arap saçı adlı oyunu izleyip yazdım.

    dot
    krek
    moda sahnesi kaçırmaa.

    yakında,
    araf
    killer joe
    iyi oyunlar.
    bi de oda ve adam filan işte.

    kadıköy moda ne güzel yer yaaa.
    :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Dikkate alacağım, teşekkürler deep...
      Kadıköy güzel gerçekten:)

      Sil
  5. psikolog bir arkadaşım var hemen Güven ve sana yönlendiriyorum... :))
    bu oyunu daha önce duymuştum ve yazıya rağmen merak ediyorum :P belki nisandaki tiyatro festivalinde İzmir'e de gelirler.

    YanıtlayınSil
  6. :))
    İzmir'e gelirse seyret bence, bana bakma sen:)

    YanıtlayınSil

Yorumu olan?