Yeniden yazmak istiyorum. Hem burada hem evde, özene bezene aldığım defterlerime, o kadar az yazıyorum ki.
Bir önceki cümlede nerede virgül kullandığım dikkatinizi çekti mi? Yazım kuralları konusunda tartışma tartışma üzerine. Bazen bu tartışmalar beni kasıyor, hata yapıyor muyum duygusu uyandırıyor, bazen de -tartışmanın gidişatına göre- kurallı olma isteğini fazla mı abartıyorum diye düşünüyorum. Fakat şu net ki kimsenin kimseyi taktığı yok. O zaman ben de güzelim noktalama işaretlerini istediğim yere eklemeye devam edeceğim. Şu sıra Ursula K.Le Guin'in "Dümeni Yaratıcılığa Kırmak" isimli kitabını okuyorum. Bir bölümde noktalama işaretlerinden bahsediyor. O da seviyor onları. Zamane insanının "aman ne gerek var" düşüncesine inat. "Yazdığınızı sesli okuyun" diyor (ki ben çok yaparım). "Ve işaretleri ona göre ekleyin. Okuyucu nerede uzun ya da kısa dursun, nerede coşsun istiyorsunuz" gibi bir durumdan bahsediyor. Eh bunu yapmam için biraz benim gibi okuyucu lâzım tabii. Şu hortumlu dünyada yalnız olan fillerin* varlığına şükrediyoruz, devam ediyoruz. "Hem burada hem evde" deyip kısacık duruyoruz, "özene bezene aldığım defterlerime" deyip kısacık duruyoruz "yazamıyorum anacım" deyip konuyu bağlıyoruz. Zira ben başka şeylerden de bahsedecektim. Kahrolası bilinç akışı! Aka aka beynimi allak bullak eden bilinç durumları! Ne yazarken bitiyor, ne günlük hayatımı yaşarken.
2025 yılına girerken "2024 çok tuhaftı" demiştim. 2025 yılı tuhaflıkta bir öncekini aratmadı. Kötüydü diyemem. Tuhaftı sadece. Çok düşündüm, çok sorguladım. Ruh halimi iyileştirmenin yollarını aradım. Böylesi bir gayret içindeyken dışarıdan gelen her gereksiz, olumsuz etkiye ve onu yaratanlara sinirlendim. Hayatı boyunca en azından bir noktada durup düşünmesi gereken insanın bunu asla yapmayıp / yapmak istemeyip hem kendine hem başkasına manevi yük olması artık canımı daha da sıkıyor. Hâl böyleyken daha da kabuğuna çekiliyorsun. Kabuğuna çekilmenin pek de sağlıklı bir şey olmadığını bildiğin için üzülüyorsun. Tuhaf bir döngü anlayacağın.
Düşündüm düşündüm, en azından mekân değiştirelim dedim. Şartların elverdiği ölçüde tabii.
Ev değiştirmek 5-6 senedir aklımızdaydı, bir türlü cesaret edemiyorduk. Muhit değiştirmek desem daha doğru olacak aslında. Evimizden memnunduk. Bende "yuva" kavramı epeyi bir doludur, güçlüdür. Yaşadığın mekânın fiziksel olarak eksikleri olabilir, hayalindeki yer olmayabilir ama işte "benim yuvam" diye düşündüğünde içinin sıcacık olması önemlidir. Yani aslında o içsel dürtüyle her yeri yuva yapabilirim ancak dışsal olumsuz etkenler bir noktada fazla gelmeye başladı. Kabuğuna çekilmek yetmeyeye başladı. Şöyle ki kaç senedir sitenin dışına çıktığımızda, en basiti markete giderken dahi Türkçe duymamaya başlamıştık. Hiç abartmıyorum.
Biz taşındığımızda gayet sakin olan mahalle, hiç boş alan kalmamacasına uzun uzun binalarla dolduruldu.
Bunlara 72 milletten insan yerleşti. Herkes uygun şartlarda her yerde yaşayabilir, buna itirazım yok ancak yerelde ve genelde oluşan dengesiz dağılım, adı üstünde dengesiz hâller oluşturuyor. Dışarı çıktığımızda -aslında pencereden de- gördüğümüz insan kalabalığı ve asla göremediğimiz yeşil alan yoksunluğu, sürekli bir gürültü patırtı, zaten 50 senenin kafada biriken hey heylerini gidermede yardımcı olmuyordu. Aksine olumsuzluğu tetikliyordu. Böyle olmayacak dedik. Bir cesaret, uzun yıllardır sevdiğim, geçmişte kısa bir süre yaşadığımız siteye ev bakmaya gittim. Hesap kitap yaptık ve herkesi şaşırtan bir hızda taşındık. Yakın çevrem zaten çoktan terk etmişti oraları. Bizim bu gibi konularda karı-koca cesaretsizliğimiz, temkinliliğimiz sinir bozucuydu, kafama takılan bir konuydu. Bir nebze kırdık. Memnunuz.
Beylikdüzü civarında yaşadığımdan çokça bahsetmiştim. E hani oralardan memnundun gibi bir soruya karşı şunları belirtmek isterim: 2008 yılından önce Esenyurt ve Beylikdüzü, Büyükçekmece'ye bağlıydı. Esenyurt merkezi bilmem ancak bu tarihe kadar, benim bildiğim Esenyurt'un Beylikdüzü ile sınır olan E-5 civarı gayet iyiydi, sakindi. Orhun Beylikdüzü tarafında doğmuştu. Ancak daha sonra nasıl olsa arada bir tek köprü var diye düşünüp, 2008'den sonra sadece Esenyurt olarak ayrılacak, Büyükçekmece ile alâkası kalmayacak olan sınırlar içinde ev almış olduk. Henüz bozulmamışken onu aynı sınırlar içinde kalıp yükselttik. Köprünün iki yanında bu kadar farklı iki dünya oluşacağını göremedik. Esenyurt'ta, özellikle yola yakın yerlerde zamanla tüm boş alanlar doldu. Ortadoğu karışınca malûm inanılmaz göç aldı. Sadece Suriye'den gelenlerle değil, her memleketten gelip bir sebeple buraya yerleşenlerle doldu. Konut sayısı çoktu, yeniydi ve yeniliklerine kıyasla uygun fiyatlıydı.
Bir dairede 8-10 kişi yaşamaya başladı. Bazen X'de Tüyap'a vs.'ye giderken Esenyurt sınırları içindeki devasa binaların fotoğrafını çekip paylaşanları ve "İşte Beylikdüzü" yazanları görüyorum. Çok sinirleniyorum.
Orası Beylikdüzü değil ve hiçbir zaman olmadı. Kime lâf atmaya çalıştıklarını, algı yaptıklarını biliyoruz.
Hangi belediyenin zamanında Esenyurt'ta bina ve nüfus patlaması yaşandığı ortada. Son seçimlerde belediye el değiştirdi ve yabancıya satış durduruldu, inşaat yapımları yavaşladı. Park ve bahçe -alan kaldığı kadarıyla- yapımı hızlandı. Esenyurt belediye başkanı içeri alındı. Sonra bırakıldı. İşte duruma göre alırlar, bırakırlar vs. Kimse kusura bakmasın, gerçekler bunlar. Tabii bu zamana kadar olan oldu, çehre değişti. Biz sabırla aynı yerde kaldık.
Pandemi geldi geçti ve aslında önü açık bir evin ne kadar önemli olduğunu, dışarı çıkınca da yeşilin illâ gerektiğini idrak ettik. O zamana kadar zaten yürüyüş için Beylikdüzü tarafına geçiyorduk, oradaki kafelerde kahve içiyorduk, ara ara Büyükçekmece'ye iniyorduk. Ne zamanki eve kapandık ve gri binalara bakar olduk, yanlış yaptığımızı anladık. Sadece caddenin diğer tarafına geçmeyle bile kendimize geldik. Şimdi evden çıkıp koskocaman vadide yürüyüşümü yapıyorum, kitabımı alıp en sevdiğim kafeye geçiyorum. Camı açtığımda kuş sesleri duyuyorum.
Çam kokusu alıyorum. Hava soğuk dahi olsa kapalı balkonda oturup bulutların geçişini izliyorum. Dolunay tam karşımda yükseliyor ve ben buna çok seviniyorum. Evet biraz eski bir site burası. Uzay üssü görünümdeki rezidanslardan farklı duruyor. (Deprem açısından civarın en çok tercih sitelerinden biri çok şükür). Ama ben seviyorum. Yıllar sonra taşınma işlerine girişmek maddi manevi yordu tabii. Önce olumluya odaklıyım yine de. Kütüphanemi elden geçirmek bile iyi geldi. Kütüphaneyi söküp, taşıyıp, tekrar monte eden elemanların söylenmelerini umursamayacak kadar keyifliydi kitapları tek tek elden geçirmek:) En başından beri burada oturan yaşı büyük komşularımız var. Çocuklarını burada büyütmüşler. Orhun küçükken kısa bir süre biz de burada yaşamıştık. Kendi evimize geçtikten sonra bile ara sıra ağaçlık alanına gelirdik. Orhun'un küçükken ata biner gibi oturduğu şu ağaç hâlâ duruyor.
Apartmana girince, buradaki çoğu bina gibi, seni Atatürk'ün resmi karşılıyor. Bayramlarda çoğu ev bayrağını asmayı ihmâl etmiyor. Vallahi bence önemli. Ah! Bir de Murat Başkan özgürlüğüne ve sağlığına kavuşsaydı!
Niye bu kadar ayrıntıya girdim? Kişisel duygulanmalar, sorgulamalar vs. tamam, onları her zaman yazıyorum da "güncel hâlimiz budur ey günlük" demek istedim sanırım. Nereden geldik nereye gidiyoruzun sıradan insan üzerinden okunmasını, internet alemine not düşülmesini istedim. Yazmak iyi de geldi. Sorgulamalarım, anlamaya çalışmalarım, anlamaya çalışırken anlaşılamamalarım devam edecek ama:) Bu anlamda 2026 daha yardımcı olur umarım. Şimdilik burada keseyim. Tekrar dönerim. İstiyorum. Yazacağız, çizeceğiz, yapay zekâya yenilmeyeceğiz:) Buradan da veri alıyorsan al arkadaş. Yeter ki benden ve benim blog dostlarımdan al:)
*Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır - Ahmet Şerif İzgören'in kitabı
Akşam her zamankinden geç saatte bloguma günü yazıp, sonra bu yazıyı görmek ve okumak nefis bir sürpriz oldu. <3
YanıtlaSilGüle güle sağlıklı günlerde oturun Sezerciğim, yeni evinizin keyfini sürün. :)
Ve ertesi gün buluşmak, daha detaylı konuşmak:) Çoook teşekkür ediyorum Sevincim.
SilGünaydın, seni tekrar okumak ne güzel. Güle güle oturun yeni evinizde. Artık İstanbul o kadar kalabalıklaştı ki sizin o taraflar bizim bu taraflara çok uzak. Değil aslında mesafe olarak ama işte o çekilmeyen, bitmeyen trafik zamanı uzatıyor. Geçen yaz tatilden dönerken geçtikE5 in kenarlarındaki beton kalabalığına inanamadık.Çok plansız yerleşme var ne yazık ki. Bu tarafta aynı şekilde tabi sadece çok fazla göçmen yok.
YanıtlaSilÇok teşekkür ediyorum Sevgili Mehtap. Burada olmak güzel:)
SilAslında metro ve metrobüs hattında her semtte acayip bir kentleşme var ama işte kimi yerde nefes alacak alan dahi bırakılmamış olunca sıkıntı.
Tebdil-i mekanda ferahlık vardır. Huzurla oturun diyeceğim ama çok huzurlu anlattıkların, böylece sürsün inşallah. Yeni semti çok merak ettim bu arada.
YanıtlaSilVirgüllere ben de niye takıldım son zamanlarda bu kadar bilmiyorum hiç. Halbuki canım nereye çekiyorsa oraya koymalıyım ki, herkes de benimle birlikte orada kısacık bi es versin ;)
Daha çok yaz madem, buradayız, bekliyoruz :)
Sevgiler
Yeni semt yeni değil aslında, Beylikdüzü:) Sadece caddenin bir tarafından bir tarafına geçtik. Caddenin Esenyurt'a bağlı kısmında bir ara yaşadığımız deneyim ruhumuzu daraltmaya başladığında tekrar Beylikdüzü kısmına döndük. İki taraf arasında zamanla oluşan inanılmaz bir farklılık var.
SilNazik sözlerin için çok çok teşekkür ediyorum Esen. Sevgiler...
Merhaba, o daralmayı, mecburiyet hissini, Esenyurt'u hissettim okurken. Gerçekten zor, ama kendiniz için çok güzel bir şey başarmışsınız. Yeni evinizde huzur ve mutluluk dilerim. Camdan bakınca insanın kendini rahat ve iyi hissetmesi kadar güzel bir şey var mı... Çevreyle bütünleşmek, kendini iyi hissetmek; bunlar günlük hayatın görünmeyen ama huzur veren kodları.
YanıtlaSilYazmaya devam edelim, yapay zekaya inat :) Bu arada ben de imlaya, noktalamaya falan takıntılı oluyorum bazen. Ama büyük yazarların bu kuralları hiçe saydığı nefis örnekler de var. Jose Saramago, Körlük kitabında yanılmıyorsam sayfa boyunca noktasız virgülsüz yazmıştı ve ben mest olmuştum. Çok eskiden okudum hemen hemen bütün eserlerini ama yanılmıyorsam Oğuz Atay da böyle yazardı, bayılırdım ben. Yani biraz nefes nefese kalıyorsun okurken, gittikçe dozu artıyor heyecanın...
Ama işte ustalık da burada... Bütün kuralları çok çok iyi bilenler o kuralları bozabilir ancak. Bunu İngilizce kursuna giderken fark etmiştim. Advance sınıfına geçince bazı kuralları nasıl yıkacağımızı öğretmişlerdi de şok olmuştum. Hatırlamıyorum şimdi hangi konuydu ama yıllarca bunun için öğrenmişiz onca şeyi dediğimi anımsıyorum kendi kendime.
Ama bu büyüleyici bir an. Yaşamda da böyle. Kek tarifi gibi yani. Başlarken ölçülere hassas yaklaşırsın, sonra her şeyi çalakalem dolduruverirsin göz kararı. Nereden geldim buraya da, demem o ki; bence sizin bu şahane yazılarınıza imlayı eğip bükmek de son derece yakışır.
Sevgilerimle 🌟🌺😊
Esenyurt'un tam kıyısında olduğumuz halde, yani merkezden çok çok farklı bir bölgesinde yaşadığımız hâlde zamanla, plansız göç ve çarpık kentleşmeyle o kısım dahi çekilmez bir hâl almıştı. Belli bir yaşa gelince kafa kaldırmıyor gerçekten:)
SilTututnamayanlar'da en sevdiğim bölümlerden biridir o noktalama işaretlerinin olmadığı bölüm. Hâttâ olduğu gibi blogda da paylaştığımı hatırlıyorum. Dediğiniz gibi ustalar yapıyor:) Guin de yazım sanatı açısından bundan bahsediyor zaten aynı kitapta. Benim hoşlanmadığım, bilgisizliğini "yeni dünya böyle" diyerek yutturmaya çalışanlar. -de'yi, -da'yı ayırmayı beceremediğini söyleyemiyor da seni boomer olmakla suçluyor:)
Güzel sözleriniz için çok çok teşekkür ediyorum:) Sizin gibi blog dostlarımla iletişime geçince moralim yerine geliyor, ilhamım artıyor. Umudum da artıyor:)
Kocaman sevgiler benden...
güle güle oturun. beylikdüzü taksim arası kaç durak acaba. 40 50 durak vardır de mi. yazıda virgülü eveet, istediğimiz gibi koyabiliriz, nerde durulmasını istersek yazıda :) bloglarımız biricik evlerimiz :)
YanıtlaSil90-100 durak:) Beylikdüzü'ne lâf yok:) Şaka bir yana, şehir içine inmekten hoşlanmayanlar için burası her şeyiyle yeterli bir yer. Ama işte ben ikisini de seviyorum, şehir merkezine inmeden de yapamıyorum. Bazen farklı bir semte taşınmayı düşünüyorum, sonra buraya kıyamıyorum:)
SilTeşekkürler Deep...
Ah blogspot beni tanınımamakta ısrarlı hala, düzeltemedim yukarıdan, bendeniz Leylak Dalı :) Sezercim seni özlemiştik, hoşgeldin ve yeni evine de hoşgeldin. Sağlıkla otur, huzurla otur, her şey gönlünce olsun. Sevgiyle kucaklıyorum seni, arayı açma lütfen...
YanıtlaSilHer seferinde kendinizi tanıtmak zorunda kalıyorsunuz, çok fena bu:)
SilÇok teşekkür ediyorum Nurşen Öğretmenim. Umarım uzaklaşmam yine.
Sevgiler, öpücükler...
Kabuğuna çekilmenin sağlıksız bir şey olduğunu nereden çıkarttın yahu? Bazen yapılabilecek en sağlıklı şeydir; daraldığında, küçülme ve kapanma ihtiyacı, ferahladığında açılma ihtiyacı... Doğa bile böyle işliyor, bak mevsimlere, hayvanlara... Depresyon ile çalıştığımda hep şu algıyı kıymak isterim: depresyonda olduğun için kötü hissetmeyi bırak önce.... Depresyonda olma suçluluğunu iyileştirelim önce....
YanıtlaSilNoktalama işaretleri önemli olmaz mı? "Çalış baban gibi eşek olma"yı hatırlatırım lütfen... Bir virgül ne kadar önemli :))
Taşınmanız harika bir karar olmuş, size mutluluklar güzellikler getirsin <3
Ve evet ne olur daha sık uğra bloğuna.... özledim!
Çok çok teşekkür ediyorum.
SilO kabuğuna çekilme durumunun bende kalıcı hâle gelme tehlikesi var ama işte:) An meselesi:) Dışarıdan öyle görünmesem de yarı münzeviyim zaten. Bazen zorluyorum kendimi. Hele hele ilerideki yaşlarda hayattan kopmamak için. Bu yıla girerken hiç kimseye yeni yıl mesajı atmamışım. Attım mı mesela sana? :) Hayır! Dün bu aklıma geldi, utandım ve üzüldüm açıkçası.
Ben de özledim Cerencim. Ayrıca görüşelim:) Kocaman sevgiler benden...
Güzel günlerde yaşayın yeni evinizde. Tüyap'a geçen yıl gelişimde çevresindeki binaları ve avm'yi görünce ne çok gelişmiş diye düşünmüştüm.
YanıtlaSil30 seneki hâlini bilince çok acayip geliyor:) Gerçi tüm İstanbul için geçerli sayabiliriz bunu. Onda da aklımın erdiği yaşı baz alırsak, yaklaşık 45 yıllık bir gözlem söz konusu:) Ne bileyim, bu şehir çok özel. Planlı hareket şarttı.
SilÇok teşekkür ediyorum Serpil. Sevgiler benden...
Hoşgeldiniz Sezer Hanım merak ediyordum uzun zamandır yoktunuz. Hayırlı olsun yeni eviniz huzurla oturun. Esenyurt'a bir kere arkadaşımın babasının vefatı sebebiyle gittim hiç sevmedim. Benim oturduğum semtte de yabancı çok var. Hele bir çarşamba pazarına gitmiştik arkadaşla nerdeyse esnaf türkçe konuşmuyor. Yeşillik sadece parkta görebileceğiz sanırım artık. Alışınca insan zorlanıyor biraz kopamıyor güzel karar vermişsiniz . Hülya
YanıtlaSilMerkez tarafına gittiyseniz çok çok daha kaotik:)
Silİstanbul özel bir şehir. Yıllar öncesinden başlayarak planlı gidilmeliydi, olmadı. Yine de seviyoruz:)
Teşekkür ediyorum Hülya, sevgiler...
Merhaba sevgili Sezer. Dönüşüne sevindim gerçekten. Gözlerimdeki bozukluktan ötürü dün yorum yazamadım. Yaş aldıkça ters orantılı olarak zaman kısalıyor, yetmiyor sanki.
YanıtlaSilBen de kalem ve defterlerim, kitaplarım yanımda olmadan adım atamıyorum.
Bu gürültülü dünyada huzur ve sakinlik arayışımız öyle büyük bir ihtiyaç ki.
Yeni evinizde sağlıkla, huzurla oturun.
Üniversite yıllarımda İstanbul'u öyle çok severdim ki. Hele Anadolu yakası , doğa düşkünleri için vazgeçilmez bir yerdi. Hiçbir şey eski halinde değil. Keşke olumlu yönde değişimler olsa.
Virgül koymaya otomatik olarak alışmışız. İlkokulda yazı dersleri, ortaokul ve lisede kompozisyon dersleri bu alışkanlığı kazandırdı. Virgülsüz yazıda anlam karmaşası oluyor diye düşünüyorum.
İnternette şarkı sözlerinin alt yazılarına bir bak lütfen. Öyle hatalı yazımlar var ki. Yapay zekâyı ben de hiç kullanmadım.
Sevgilerimi iletiyorum.
Güzellikler hep yanı başınızda olsun.
Okuduğunuzu bilmek bile güzel, yorumunuzu görünce daha da mutlu oluyorum.
Silİstanbul plansız kentleşmeyle harcanamayacak önemde bir şehir ama işte yıllarca üst üste binen olumsuzluklar var. Yine de seviyoruz:) Kendime böylesi kaçışlar bulmaya çalışıyorum. Hayat hep bir denge bulma hâli.
Çok teşekkür ediyorum Sevgili Öğretmenim. İyi ki varsınız.
taşınmak zor bir iş ama bir hafiflik aynı zamanda. güle güle oturun sezerciğim. murat başkan da diğerleri de bir an önce salıverilse , ah, keşke...
YanıtlaSilÇok korkarım taşınmaktan ama hâllettik bir şekilde:) Ve iyi geldi çok şükür. Teşekkür ediyorum Şulecim. Geçen marttan, olan bitenden sonra görüşemedik , konuşamadık seninle. Kalplerimiz, fikirlerimiz bir.
SilYeni yuvanızda yenilenen güçle ve yeni heyecanla mutlu olarak oturmanızı dilerim. Saygılar...
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim Sabahattin Öğretmenim. Çok naziksiniz.
SilKocaman sevgiler benden...
Yazdıklarınız mekan değiştirmenin aslında sadece adres değiştirmek olmadığını insanın ruh hali, aidiyet duygusu ve gündelik huzuruyla ne kadar bağlantılı olduğunu düşündürdü.
YanıtlaSilHaklısınız, çok ama çok ilintili şeyler.
SilYeni eviniz uğurlu olsun, huzur getirsin size. Yer değiştirmek ferahlıktır derler, katılırım bu düşünceye. İmla kuralları konusunda Ursula K.Le Guin'in dediği çok doğru, yazdığımızı okuyup nerde nefes alıp durmak ihtiyacı hissediyoruz, cümlede nerde coşup, koşma ihtiyacı oluyor ona bakmak en doğrusu. :)
YanıtlaSilSıhhatli, keyifli, bol yazmalı günler diliyorum.
Sevgiler,
Çok teşekkür ediyorum. Ben biraz zor karar veriririm yer değiştirmeye. Düşüncesi baya bir sürdü ama iyi geldi:)
SilKocaman sevgiler, öpücükler...
Pandemide en çok oturduğum mahalle için şükretmiştim. Seni çok iyi anladım. Hayırlı olsun yeni eviniz. Huzurla, sağlıkla, keyifle oturun.
YanıtlaSilAslında pandemide bu konuda çok düşünmüştüm ama harekete geçmesi 5 yıl sürdü:) Teşekkürler Handan.
YanıtlaSilSevgiler...