4 Ekim 2012 Perşembe

YİNE AYLARDAN EKİM!

 
    Ekim ayı bana hiç yaramıyor. Tıpkı geçen sene bu zamanlarda olduğu gibi şimdilerde de depresif bir ruh hali içinde gezinip duruyorum. Ekim tam bir geçiş dönemi benim için. Yaz aylarında "Ohh! hayat bana güzel" şeklinde oğluyla, eşiyle, arkadaşlarıyla gününü gün eden bünye; Ekim ayı gelince bir boşluğa düşüyor.         Tatlı Haziran, Temmuz, Ağustos ayları bitmiş; okul hazırlıklarıyla geçen Eylül ayı savuşturulmuş oluyor artık. Oğlan okula başlamış, eşin izinleri bitmiş... Peki ben ne yapacağım? İşte tam bu zamanlarda oğlumun doğumuyla bıraktığım çalışma hayatını özlüyorum. Halbuki 1-2 öğretmenlik başvurusu haricinde pek bir girişimde bulunmadım tekrar çalışma hayatına dönmek için. Doğrusunu söylemek gerekirse çok da kararlı değilim bu konuda. İki aradayım...



    Aslında keyfim yerinde. Artık kendini idare edecek duruma gelmiş olsa bile oğlumla yakından ilgilenmeyi seviyorum. Sabahları ona kahvaltısını hazırlayıp, uyandırmayı... Servise binerken el sallamayı... Okuldan eve döndüğünde yemeğini yerken onunla sohbet etmeyi, dersleriyle ilgilenmeyi seviyorum. Ben ortaokul ve lisedeyken annem çalıştığı için kapıyı kendim açardım, kendim girerdim eve. Yemeğimi kendim hazırlardım. Kardeşim genelde öğlenci olurdu, ben sabahçıydım. Ve her gün evin kapısını açarken  annemin evde olduğunu, mutfaktan mis gibi yeni pişirilmiş kek kokusunun geldiğini hayal ederdim. O yüzden şimdi oğluma güler yüzle kapıyı açmak beni çok mutlu ediyor. Aslında bu takıntım dışında klasik bir ev kadını da değilim ki sıkılayım. Hayatımda "gün" olayına girmedim:) Komşuculuk oynamayı da sevmem. Pek hamarat olduğum da söylenemez:) Arkadaşlarım vardır. Onlarla görüşürüm, buluşurum, gezerim. Güncel sergileri kaçırmamaya çalışırım. Tiyatro, sinema etkinlikleri de artar kışın. Mutlaka bir el sanatları kursuna giderim her yıl. Evdeysem bol bol okurum. Yazarım. Yani niye kaşınıyorum "Acaba tekrar çalışma hayatına dönsem mi?" diye düşünerek. (Üstelik eşim de sağ olsun bana asla karışmaz bu konuda). Bu daha çok huyla ilgili galiba. Boş durmayı sevmem. Üretmeyi severim. Bağımsız olmayı... Erkeklerin çoğunlukta olduğu her iş alanında kadınların kat be kat artmasını arzularım.  Çalışma hayatından uzak kaldığım için kızarım bazen kendime. Ama bir yandan da ev hayatından; kendime, eşime, oğluma, arkadaşlarıma doya doya zaman ayırmaktan  mutlu olduğumu hissederim. Birçok hemcinsimin de benim gibi hissettiğine eminim. Bizim işimiz erkeklerden çok daha zor. Erkek dışarı da çalışır, çalışmalıdır. Kadınlar ise iki arada bir derede kalır. Özellikle kız isterken bile "kızımız kadrolu mu, yoksa sözleşmeli mi?" diye sorulan ve ona göre bir değerlendirme yapılan günümüzde (ki bu olayı birinci ağızdan dinlemişliğim vardır). 
    Yaa işte böyle! Nerelerden nerelere geldim. Şu birkaç günü atlatayım. Resim kursum başlayacak, Okul Aile Birliği toplantıları başlayacak:) Aklımda başka uğraşılar da var. Bakalım beni kesecek mi? Bilmiyorum. Bakacağım. Göreceğim. Belki farklı projeler üreteceğim. Öyle ya da böyle... Yeneceğim seni EKİM!!!



Hamiş: Zaten tuhaf hallerdeyim, bir de savaşın eşiğinde bulunmamız hiç iyi olmadı. Al işte! Yine Ekim! Yine Ekim! Umarım işler daha kötüye gitmez. Savaşların aslında kimlerin işine geldiğini bilen, masumların hayatlarından neler alıp götüreceğinin farkında olan tüm insanlar gibi ben de SAVAŞA HAYIR! diyorum.

13 yorum:

  1. ahhh o iki arada bir derede durumlar nasıl yoruyo benide hiç sorma... Ama çalışmayınca yapamıyorum, olmuyor... Özgürlükten yana olanlardanım galiba..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. :))) Ama işte diğer açıdan da ben özgürüm:) Derin bir konu bu:)

      Sil
  2. Dediğin gibi çok derin bir konu:)
    Ekim ayını suçlama:)
    Durumlarımız benzer, ben bu konu bana ne zaman sorulsa tercih meselesi derim. Kimi insanı çocuk, ev boğar. Pazartesi olsa da işe gitsem diyen tanıdık çok:) Evet bazı anneler için de zorunluluk, maddiyat.
    Kadınların da iş hayatında olmalarından yanayım. Ama bana sorarsan şartlar önemli. Kariyer peşinde olmayan insan için alacağın para da önemli. Yoksa ne için ya da değer mi diye düşünmek lazım.
    Dediğim gibi tercih meselesi. İnsan hayattan alabileceği tatmini alıyorsa ve yeterli görüyorsa, maddi yönden de sıkıntısı yoksa tercihini ona göre kullanır.
    Sen ekimi suçlama. Bu geçici bir durum. Çalışan hiçbir arkaşım yok ki hayatından çok memnun olsun:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Süper özetlemişsin:) Tamamen aynı fikirdeyim Semi.
      Buluşunca konuşuruz devamını:)

      Sil
    2. Yine bir harekete geçmişssin sen. Aynı serzenişler ben de var var ama icraat yok:-)

      Sil
    3. :))) Arada geliyorlar böyle. Bir hareketleniyorum bir oturuyorum:)

      Sil
  3. Bence calisma! Hahahahah! Yani soyle bir durum bence, insan eger kendini mesgul edebiliyorsa o zaman mecbur degilse calismamali :-) Ben evde ve disarida cok guzel vakit gecirebilen, tek basima bile dakikalarimi dolu dolu yasayabilen bir insanim, bak su anda tatil gunum bile kalmadi! Bulsam soyle calismayan hatun arayan hemen evlenicem ki artik oyle adam kalmamis ayol :-)))))

    Savasa hayir, uretken kadina evet!

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 1-Evet!Dediğin gibi erkek pek kalmadı:)Karısı çalıştığında ağzının içine bakan, aynı kadın işsiz kalıp evde olduğu süre içerisinde domuz gibi davranan tanıdıklarım var misal.
      2-Ben de içeride, dışarıda, tek başıma veya arkadaşlarla güzel vakit geçiririm:)
      3-Geçiyor yavaş yavaş, düzeliyorum. Panik yok!:)
      Teşekkürler ve sana kolay gelsin!

      Sil
    2. Sana guvenim sonsuz Sezercigim, bizim gibiler surekli dusunur baska ne yapabilirim', 'daha uretken nasil olabilirim' diye! Senin kafandan gecenlerde bunun sonucu bence. Karamsarlik havasi hepimizde var, bir tek guzel haber almiyoruz etrafimizdan, o konuda da haklisin ama ben cocuksuzve bekar bir hatun olarak annelerin hep iyimser ve umut dolu olmasi gerektigini dusunuyorum, elinde yeni bir nesil var ve egitimli/bilgili/gorgulu bireyler olarak onlari cok iyi isliyorsunuz, o yuzden kara bulutlar en kisa zamanda dagilacaktir :-) (evet bu son lafi yazarken, seni, Semi'yi gozumun inune getirdim hehe)

      Sil
    3. Canım benim, çok mutlu oldum yorumunu okuyunca. Neye çok şaşırıyorum biliyor musun? Senin gibi birkaç arkadaşımın henüz yüz yüze tanışmamış olsak da, beni çok iyi tanımış ve anlamış olmasına... Bu çok enteresan ve hoş bir duygu. Tekrar teşekkür ederim.
      Semi'ye gelince:) Ben de çok benzediğimizi düşünüyorum. Özellikle çocuklar konusunda:) Yakında buluşacağız kısmetse. Çok güzel olacak.
      Çok çok öpüyorum seni.

      Sil
    4. Surmenaj Basak ne hatirladi biliyormusun? Hani bir rersim koymustun, tahta masali, muhtesem manzarali, sarap icecektik, aklimda baska birsey kalmamis :-)))))
      Olacak, hepsi olacak...

      Sil
  4. herşeyi güzel yazmışsın.
    ama keşke çalışsan.
    en güzel şeylerden biri ki çalışmak.
    :)

    YanıtlayınSil
  5. deep... evde de çalışıyorum ki:)
    Dışarıda çalıştığım zamanları düşünüyorum da... İnan kıymeti bilinmiyor. Ben anaç yapıda bir insanım. Evde benim hakimiyetim olsun istiyorum. Çocuk konusunda da eşime hiçbir iş bırakmadım. Hem işte hem evde gereksiz bir sorumluluk aldım. Aşırı yordum kendimi bu sefer. Zorda kalmadıkça artık kasmam arkadaş.
    Bakalım. Kısmet. Hayat neler gösterir bilinmez:)

    YanıtlayınSil

Yorumu olan?