22 Haziran 2018 Cuma

BUGÜNLERDE...

    Koskoca Haziran ayı gelmiş geçiyor bile ve ben bu süre içinde sayfacağızım için tek bir klavye tuşuna dokunmuş değilim. Bir şey söyleyeyim mi? Blog alemine girdim gireli sadece bilgi ve tavsiye veren gezi-anı-kültür-sanat blogu olsun isteğiyle, dayanamayıp kişisel konulara el atma ikilemi arasında gidip geliyorum. Bir oradan yazıyorum bir buradan. Hepsinin içten, uğraşılmış, yaşanmış ya da araştırılmış olduğu gerçeğini belirtmeden edemeyeceğim. Ama en nihayetinde belli bir tarzım olmadığını da kabul etmem lazım. Şimdi bunları niye yazdım? Onu da bilmiyorum:) Sanırım birazdan "Sevgili Günlük" minvalinde bir oradan bir buradan yazıp, Mayıs ve Haziran ayı dökümü çıkaracağım için aklıma geldi:)
    Buralarda görünmediğim mayıs ve haziran ayları benim için dolu dolu geçti. Mayıs'ın son haftası Orhun'un eşyalarını toplamasına ve taşımasına yardım amacıyla Tallinn'e gitmeden bir gün önce, imza günü etkinliği ve sohbet için İstanbul'a gelen sevgili blog dostumuz Nurşen Hanım'la tanıştım. (Leylak Dalı) Özellikle geçmiş zamanlara ait blog yazılarını çok sevdiğim, kitap tavsiyelerine muhakkak göz attığım Nurşen Hanım birkaç ay önce "Mutfağın Hatıra Defteri" isimli bir kitap çıkardı. Küçük bir kızın gözünden anlattığı mutfak hikayelerinden oluşan kitabını keyifle okudum. İstanbul'a geldiği zamanı kaçırmayıp hem kitabımı imzalattım, hem de bir blog dostumla, hattâ o gün orada olan birkaçıyla daha tanışmış oldum. Yine sanki ilk defa yüz yüze görüşüyormuş gibi değil de uzun zamandır tanışıyormuş gibi buluşmalarla keyifli bir gündü. 
Blog dostluğu enteresan bir şey:)
    
    Şimdi tam burada "İnsan oğlu kuş misali" demesem olmaz, zira İstanbul-Beylerbeyi'ndeki etkinlikten bir sonraki gün Estonya-Tallinn'deydik. Dediğim gibi hem tatile gelecek oğlumun eşyalarını taşımasına yardım edecek, hem de birkaç gün seçim karmaşasıyla yoğrulmuş ülke gündeminden uzaklaşacaktık. Öyle de yaptık. O birkaç günlük ara çok iyi geldi. Tallinn'de çiçek festivali başlamış, gezginler çoğalmış, her yer rengarenk, cıvıl cıvıl... Seviyorum bu şehri.
   İyisi mi ben Tallinn'i bir sonraki yazıya bırakayım. Ayrı bir gezi yazısı olsun. Zira ülke içinde 
ya da dışında herhangi bir seyahate çıkacaksak, titizlikle okuduğum gezi yazıları bana öyle yardımcı oluyor ki ben de deneyimlerimi paylaşmakla aynı şekilde yardımcı olduğumu düşünüp mutlu oluyorum. Hepimize olduğu gibi bana da yazısını hazırladığım seyahatlerle ilgili ara ara mesajlar geliyor, elimden geldiğince yanıtlıyorum. Tabii benim aldığım keyfi alma dilekleriyle birlikte... Zira içimde hep bir tedirginlik oluyor. Gezmeyi sevdiğim için seyahatlerimi maksimum memnuniyetle tamamlarım, mızmız biri benim yazılarımı okuyup o civarları benim kadar sevemeyebilir de:) Ne diyeyim? Mızmızlar dikkat! Sezer'in yazdığı seyahat yazıları bol iyimserlik içermekte olup, bulunduğu yere uyum sağlayamanların temkinli yaklaşmalarını ya da en iyisi kendisini sorgulamalarını gerektirmektedir:)
    Haziran'da kuş gibi uçmaya devam ettim. Hazır annem ve kardeşim de ayarlamışken hep beraber Bodrum'a gittik. Teyzem ve kuzenim orada yaşıyorlar. Dolayısıyla Bodrum'da olmanın bizim için ayrı keyfi var. Babaları İstanbul'da bıraktık, çoluk çocuk Bodrum'da deniz sezonunu açtık. Yağmurlu günlere de denk geldik ama bu bizi etkilemedi, yine yüzdük yine yüzdük.
    
    Bir gün Orhun'la Zai'ye uğradık. Biliyorsunuz çocuklarımızı kütüphaneye götürmemiz lazım:) Üniversite öğrencisi olsalar bile...:) Daha önce Zai'nin yeni nesil kütüphane konseptinde şahane bir kitap-kafe mekânı olduğundan bahsetmiştim. Linki tekrar buraya bırakıyorum.
    
       
    Güzelim haziran ayı içerisinden bayram geçti, babalar günü geçti. Doğum günü hariç sevmiyorum özel günleri. Yalan yok, el ucuyla, zoraki geçiştiriyorum genelde. Anne olduğum halde anneler günü bile dahil buna. Sosyal medyadaki abartılı kutlamaları da sevmiyorum. 
Gel gör ki bu sene ilk defa eşimi sosyal medyadan kutladım:) Bir gün önce başka bir şey ararken Orhun'la babasının çok tatlı bir fotoğrafı geçti elime. Hemen o an bir şeyler yazıp paylaşmak geldi içimden. Yazdım, fotoğrafı ekledim ve ertesi günü paylaşmak için ayarladım.
    Bizimki bunu görünce bir duygulansın, bir gözleri yaşarsın... Yaşlandıkça iyice duygusallaşmaya başladı:) Geçen sene de beyaz bir fincana seramik kalemleriyle onu bize hatırlatan şeyleri yazıp resimlemiştim. Ona özel bir fincan olmuştu yani. O zaman da ağlamasına ramak kalmıştı:) Peki bana böyle şeyler yapılıyor mu? Hayır! :) Nasıl olsa özel günleri sevmiyor, özel hareketler aramıyor diye çevremde herkes pek rahat. Evin, hattâ yakın akraba çevresinin particisi, sürprizcisi, herkesi toplayanı benim. Tabii ki severek yaparım her birini. Ama arada 
ben de sürpriz yaşasam fena olmayacak sanki:) 

    Ahlat Ağacı'nı seyrettim bu ay. Cannes Film Festivali'ndeki gösteriminde dakikalarca ayakta alkışlanması şahane bir şey değil mi? Büyük ödülü alamadı ama o alkış çok şey söylüyor aslında. 
    Nuri Bilge Ceylan'ın öyle bir anlatımı var ki, Ahlat Ağacı'nı izlemedim de bir roman okudum sanki. Sinan'ın babası içimi acıttı. Tam o sıralar Jehan Barbur'un "Babandır, ne yapsa yarandır" sözüne rastladım. Babandır, ne yapsa yarandır... Ne güzel söylemiş. Ve ne kadar doğru... 
    Neyse, daha fazla duygusallaşmadan konuyu toparlayayım. Bahar bitti, yaz geldi, Haziran güzel başladı. Aziz Yıldırım gitti Ali Koç geldi:) Flaş bir değişim, umut dolu bir değişim. Fenerbahçe taraftarıyım, Aziz Yıldırım'ı takdir ediyorum ancak dile kolay 20 sene be arkadaş! Uzun, uzun, uzun süreli iktidarlar eninde sonunda "ben her şeye hakimim, ben ne dersem o olur" hissiyatı yaratıyor. Bence koltuğu zamanında bırakmasını bilmeli.
    Haziran güzel başladı demiştim. Umuyorum güzel de bitecek. Apar topar bir seçim telaşına girmeseydik iyiydi ama bu konuda sandık başına gitmekten başka yapabileceğimiz bir şey yok. Tatillerimizi, memlekete gitme planlarımızı bir süreliğine erteleyeceğiz, oyumuzu kullanacağız. 
Bu yazıyı seçimle bitirmek istemezdim aslında ama öyle olacak:) Şimdilik bana müsade...







 





 

16 yorum:

  1. Mayıs ve Haziran ülke gündemi hep seçim önce Fenerbahçe şimdi ülkemiz... Uzaklaşmanız dinlenmeniz iyi olmuş gerçekten. Talin yazısı bekliyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazmaya başlayayım :) Çok teşekkür ediyorum.

      Sil
  2. Kendimi görünce şaşırdım bir an :)
    İmza-söyleşi bahane, sizleri görmek şahaneydi. Gelişine en mutlu olduklarımdan birisiniz sevgili Sezer, bir seferle kalmasın dileğindeyim. Antalya'ya, yazları Ankara'ya yolunuz düşerse beklerim. Çok sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi ki geldiniz. Mutlu olmanıza gerçekten çok sevindim. Ve etkinliğe katılamasaydım üzülürdüm.
      Bence tek seferde kalmayacak, görüşeceğiz Nurşen Hocam:)
      Sevgiler benden de...

      Sil
  3. Blog tanışlığı ne güzel bir şey :) Sevindim sizin adınıza.
    Eski Ankara yazılarını bir başka zevkle okuyorum ben de.

    Doğu Avrupa'yı inşallah gezeceğim. Ne vakit gerçekleşir ama hiç bilmiyorum. Polonya kalbimde özlemle. Sonra da komşuları ve devamı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Blog tanışıklığı bambaşka:) Bir ara şöyle hep beraber buluşmayı çok istiyorum. Umarım olur:)
      Bence Doğu Avrupa'yı da gezeceksin. Son seyahatlerin çok iyi bu arada sevgili Zihin.

      Sil
  4. 45. Doğumgünümde bana sürpriz seksenler partisi yapmıştı Aynur'la Kürşad, ne şaşırmıştım. Ben de senin gibi evin kutlamacısıyımdır, hiç aklımın bile ucuna gelmedi (Tabi doğumgünüme de on gün var, hiiiç aklıma gelmedi) Darısı başına diyorum gerçekten sürpriz olunca çok güzel hissediliyormuş :)

    YanıtlaSil
  5. Parça parça ayı toparlamışsın :) İlk önce Orhun hoşgelmiş sefalar getirmiş. Mutlu bir tatili olsun inşallah.

    Nurşen Hanımla tanışmanız ne güzel olmuş. Blog dostlukları ayrı bir yerde. Farklı bir duygu. Kardeşlik gibi ♥

    Evin kutlamacıları genelde evet unutuluyor. Şimdi bu yazılanlardan sonra sana bir sürpriz hazırlamazsalar ayıp yani :))) Şaka bir yana bazı insanların bu konuyla ilgili ayrı bir yetenekleri var. Sen de bu insanlardansın, elin değince güzelleşiyor ♥

    Yarın geleceğimiz için güzel oylar kullanıp, pazartesi kutlamalara bşlayacağız inşallah ♥

    Öpüyroum seni

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel sözlerinle yine mutlu ettin beni. Hem de seçim sonrası:)
      Ben de seni öpüyorum Şebnemcim.

      Sil
  6. ay sende en sevdiğim şey zaten gezmeyi sevmen. Talinn de sayende aklıma girdiii. :) ay o foto konusu tabikide duyguluuuuu :) yazın nereleri gezceeeen :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gezmeyi seviyorum ama döviz çok arttı be deep:) Deniz tatili olarak bu yaz yurt dışı yok, Fethiye'de olacağız inşallah. Gerisine bakarız artık:)
      Tallinn'e git git. Sakin, huzurlu bir kent. Oradan Finlandiya'ya geçer oradan dönersin mesela. Ya da Riga'dan falan dönersin:)

      Sil
  7. mutfağın hatıra defterinde dee ayaklı pırasaaa veeeee tas kebabı en unutmadıklarıım. çok güzel kitaptı ve devamını istiyom zateeen. bıraktığı yıllardan devamınıııı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nurşen Hanım da senin gibi başarıyla kitap çıkaran arkadaşlarımızdan. Yolunuz açık olsun.

      Sil
  8. Mayıs ve Haziran ayı dökümlerinle son 2 ayı ne güzel harmanlamışsın:) öncelikle gözünaydın Sezer'cim delikanlı gelmiş iyi tatiller dilerim. Orhun'un vesilesiyle Tallin, şahane bir nefes alma durağı oluyor sizin için de. Ama bu güzellikleri asıl hayata taşıyan sensin. Eminim Orhun'da sevgili eşin de bunun farkındadırlar ve ne kadar şanslı olduklarını biliyorlardır. Bence de artık sürprizleri bekleme sırası sende :)) dile gönlünden ne dilersen işte!. Önce sağlık tabi ki, sonra huzur ve gönüller bir olsun...bunlar en büyük zenginlik! ama küçük sürprizler de olursa iyi olur hani :)) Ülkemiz siyaseti iç açıcı değilse de yeter ki iç siyasetimiz iyi olsun, şenlikli olsun ama değil mi:))
    Bu arada 'Ahlat Ağacı' filmini de merak ettim, bir ara izlerim.

    Sevdiklerinle birlikte güzel bir haftasonu dilerim canım. Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Esincim güzel dileklerinin hepsine yürekten teşekkür ediyorum.
      Kocaman öpücükler benden sana...

      Sil

Yorumu olan?