16 Ekim 2018 Salı

SÜLÜKLÜ GÖL... GİTTİM GÖRDÜM PİŞMAN DEĞİLİM:)

    Bolu'dan İstanbul'a dönerken "Yolumuzun üzerinden bir yer daha seçelim, uğrayalım, gezelim görelim" kafasıyla internetten civar haritasını açıp, öncesinde hiç bilmeden, fotoğraflarına bakmadan, incelemeden buldum Sülüklü Göl'ü. Ne de olsa pek çok gölle süslenmiş yemyeşil bir bölgedeydik. Haritaya göre Sülüklü Göl Mudurnu'ya yaklaşık 30-40 km. uzaklıktaydı. Normal şartlarda yarım saat kadar sürecek bir yol yani. Oraya da uğrayıp Sakarya - Akyazı üzerinden İstanbul'a dönerdik. Eşime haritayı gösterdim, her zaman olduğu gibi -özellikle gezi konusunda bana sonsuz güvenmenin, plan programı her daim üzerime yıkmanın etkisiyle- öylesine baktı, 
o da benim gibi yarım saat süreceğini düşündü herhalde, kabul etti. Mudurnu'dan yola çıktık. 
Yol tarifini de açtık. Göle ulaşmak için 1.5 saat veriyordu. Ben nedense inanmadım:) Düz yolları geçip de Sülüklü Göl için orman yollarına sapınca neyin ne olduğunu anladık. Doğa gezilerine uzak olmak böyle bir şey sanırım.
    Bir tarafı uçurum olan daracık toprak yolda virajları döne döne tırmanırken, endişe kumkuması annemin korkusuyla ve eşimin "İstanbul'a geç kalacağız" dırdırlarıyla baş başa buldum kendimi. Hayır, işin kötüsü ikisine de katılıyorum ama belli etmemeye çalışıyorum:) İstanbul'a geç kalma endişesi araba kiralamış olmamızdan kaynaklanıyordu. 3 yıl önce arabamızı sattık, o tarihten beri yeni bir araba alma girişiminde bulunmadık. Orhun yurt dışına gittiğinden beri zaten iki kişiyiz, yani ufak çocuğumuz yok. O yüzden metrobüs, taksi, Uber, gerektiğinde kiralık araba, her birini kullanıyoruz. En güzeli eskisine göre daha çok yürüyoruz. Trafiğe takılmıyoruz, park yeri aramıyoruz, gereksiz otopark ücreti ödemiyoruz, benzin fiyatları artışı genelde etkili olsa da en azından arabamızın deposunu nasıl dolduracağız diye düşünmüyoruz, araç vergisi ve kasko vs. ödemiyoruz. Bir de eşimin İstanbul trafiğinde her an bir kavgaya karışabileceği ihtimalinden korkmuyorum:) İstanbul trafiğine maruz kalanlar benim ne demek istediğimi gayet iyi anlamışlardır. Kısacası yakın yerlere ufak tefek seyahatler istiyorsak araba kiralamak durumundayız. Çok kişi araba kiralıyor ama bunların içinde eşim kadar pimpiriği, kuralcısı az bulunur herhalde. Teslim saatini aşacağız diye gerildi de gerildi. Ki kesin öyle olacak diye bir durum yok. Sorun bir gün ücreti daha ödemek değil. Saat belliyse işler o saate kadar halledilecek. Ben de kuralcıyımdır, dakik insanımdır ama elde olmayan ve halledilebilecek sebepleri kafaya fazla takmamayı öğrendim. Önce sağlık olsun! Zaten eşime her gezinin son günü bir hâller olur, eve ulaşana kadar gergindir, uçuş saatine daha epeyi vakit varken bile bizi havaalanında koşturur:) Neyse, haydi ben alışkınım da yanımızda annem var, bir şey söylemek istemiyorum. Oflamalar puflamalar, "Az duracağız ama bak!" uyarıları eşliğinde çıktık Sülüklü Göl'e. Niye geri dönmediğimizi sormayın, belli bir noktadan sonra dönüş imkânı olmayan bir yol burası. 
 
    Öyle ya da böyle, Sülüklü Göl'e vardığımız için, gördüğümüz için mutluyum bugün. Gergin dakikaların ardından muhteşem bir doğal güzellikle karşılaştık. Çeşit çeşit ağaçlarla çevrelenmiş şeffaf yeşil bir göl. Balıklara, suyun kenarında zıplayan kurbağalara, gölün ortasında kalmış ağaç gövdelerine... Hangi birine bakacağını şaşırıyorsun. 
    Sülüklü Göl tektonik hareketler sonucu oluşan çukura dere sularının dolmasıyla oluşmuş. 
Ani çökme nedeniyle çukurun ortasında kalan çam, köknar ve meşe ağaçları ilginç bir görüntü oluşturmuş ki kışın kapalı havalarda oldukça gotik bir manzaranın meydana geldiği söyleniyor. Söz konusu ağaçlar 300 yıldır oradalarmış ve bunca yıldır çürümemeleri nadir rastlanan bir durummuş.
    Sülüklü Göl bitki ve hayvan çeşitliliği açısından özel bir ekosisteme sahip olduğu için belli bir zamana kadar koruma alanıymış. Sonradan tabiat parkı haline getirilip halka açılmış. Giriş ücretli. Haklı olarak bu duruma karşı olanlar var. Korunması gereken bir alan kıymet bilmeyenlerin kullanımına açılmamalı. Örneğin benim fotoğrafımda görülen duman, romantik doğal bir buğu ya da sis değil. Bildiğin mangal dumanı. Çok fazla insan yoktu, dumanı aşırı şekilde tüttürenlerden başka mangal yapan da görmedik ancak bir tek aile bile ortamı nasıl etkilemiş bu fotoğraftan anlamak mümkün. Tabiat parkının girişinde jandarma vardı. Böyle korunması gereken birçok yerde oluyor. Askerin işi gücü bırakıp kamp yapmayın, mangal yapmayın, yere çöp atmayın, hayvanlara zarar vermeyin, çevreyi rahatsız etmeyin demek için görev yapması bana çok tuhaf geliyor. Buna gerek olmalı mı? İnsanlar neden bunları zaten yapmamaları gerektiğini akıl edemiyorlar? Bir insan ülkesinin doğal güzelliğine neden zarar verir? Geçenlerde Instagram sayesinde ünlenen Salda Gölü'nde kamp yapılmaması için jandarmanın nasıl uyarı üstüne uyarı yaptığını ama yine de insanların dinlemeyerek çadır kurduğunu okumuştum. Durum bu! 
    Sülüklü Göl'de kamp yapılabiliyor. Etrafı dumana boğan günübirlikçi aileden başka çok sayıda kampçı gençle karşılaştık. Motorsiklet grupları da vardı. Demek ki doğa dostu gençlerin bildikleri bir yer Sülüklü Göl. Kampçılar için yeme içme ihtiyacının karşılandığı bir yer görüp görmediğimi hatırlamıyorum ama WC vardı. Bunu azıyorum çünkü Instagram'da fotoğraf paylaşınca çok sayıda soru geldi. Çocuklarla gidebilir miyiz? Tuvalet var mı? Yolu çok mu kötü? Soğuk mu? Araba mahvolur mu? gibi gibi gibi... Aile ve çocuk alışıksa çocukla her yere gidilebilir. Yaz dahi olsa akşamları tabii ki serin olur. Yiyeceği içeceği önceden tedarik etmekte fayda vardır. Yol bize korkutucu gelmiş olsa da alışık olanlar için -yağışlı günler hariç- sorun teşkil etmez. Nitekim biz o gün akşam üstü saat beş buçuk civarı Sülüklü Göl'den ayrılırken yeni yeni gidenler vardı. Hava kararmaya başlamışken cesurca buldum doğrusu. Ama dediğim gibi bu endişe ve acemilik bizim fazlasıyla şehir insanı olmamızdan kaynaklanıyor. Yola çıkmazsan, her şeyi çok ince düşünürsen hiçbir şey göremezsin, gezemezsin, yaşayamazsın. 
Sorun yokmuş gibi çek! :)
    Sülüklü Göl'e otobüsler çıkamadığı için tur dahilinde gelenler belli bir noktadan sonra yürüyerek ulaşıyorlarmış buraya. O da keyifli bir seçenek olabilir. En iyisi ben şuraya bilgilendirme linki bırakayım, gitmeyi düşünüyorsanız benim yazdıklarım üzerine bir de oradan okuyun. (suluklugol.com) Hem tüm anlattığım sebeplerden dolayı bende fotoğraf az ve çok iyi değil. Farklı fotoğraflar da görmüş olursunuz. Ben "İyi ki bu doğa harikasını görmüşüz" diyorum. Dönüşümüzü merak edenlere de İstanbul yolunda trafik olmasına rağmen varmak istediğimiz yere zamanında yetiştiğimizi, İstanbul'a dönüş yolunun Mudurnu'dan göle gelirken olduğu kadar uzun ve tehlikeli olmadığını, yine boş endişelere kapılıp beni gerdiği için eşimle iki gün konuşmadığımı söyleyeyim:) Hayır, yakınımız dahi olsa yanımızda başkaları varken tartışmak huyumuz değildir, o yüzden yol boyu gecikeceğiz diye düşünerek oflamaları karşısında la havle çekerek kendimi tutmak zorunda kaldım, evde tabii ki bunun acısı çıkacaktı. Hele de zamanında yetişmişsek:) Gezi yazılarının yüz karası olmuş olabilir ama bu da böyle iç dökmeli bir yazı oldu. Varılan yer kadar yolculuk da önemliydi değil mi? :)






20 yorum:

  1. Hahahaha, çok tatlısın Sezer, çok içten bir o kadar da bilgilendirici bir gezi yazısı olmuş bence :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ömrümü yediler Handan:)
      Teşekkür ediyorum:)

      Sil
  2. Bilmediğim,adını hiç duymadığım bir yermiş ve çok güzelmiş gerçekten. Yolculuğunuz da gayet maceralı geçmiş, gülümsedim:)
    Peki, gölün içinde sülük var mıymış gerçekten merak ettim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eskiden adı Sarıgölcük'müş. Daha sonra resmen Sülüklü Göl olmuş. Sanırım bir zamanlar sülük varmış.
      Sevgiler Zeugma...

      Sil
  3. Yanıtlar
    1. İnan gözün gördüğü çok daha güzel. Stresli yolculuktan sonra karşımıza böyle bir güzellik çıkınca çarpıldık resmen:)

      Sil
  4. Benim de hiç gidemeyeceğim bir yer demekki.Çünkü bizde kesin eşimle bu şekil birbirimize gireriz.Korkarım ben böyle yollarda.Yedigöllere bile zor gittim. Mangalcılar her yerde karşımıza çıkıyor orda eksik mi olsalardı yani:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Annem de çok korktu, endişelendi. Ama öyle çok giden gelen vardı ki:)
      Mangalcıları ben de anlamıyorum, yapmasalar olmuyor sanki. Şu manzara içinde o kadar gereksiz bir eylem ki.

      Sil
  5. Okurken çok güldüm, rahmetlik babam böyleydi... Hoş annem de artık öyle... hep bir telaş, hep bir panik... Nereye yetişeceksek... O yüzden seni çok iyi anlıyorum.
    Tüm bunlara rağmen iyi ki gitmişsiniz... Yoksa böyle bir yerden haberim olmayacaktı belki de...
    Öpüyorum çok ♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Eşim çok iyi bir yol arkadaşıdır ama nedense dönüş günün bir şeyler oluyor:) Yaş aldıkça arttığı da kesin:)
      Haklısın Şebnemcim, iyi ki gitmişiz.
      Ben de öpüyorum seni ♥

      Sil
  6. Yemyeşil bir göl ama ismi beni irkiltti:))))mangal yapanlara karşı asker gelmesine şaşırmadım çünkü dediğin gibi kendilerinde o bilinç maalesef yok:( asker olmasa tüm orman yanar mazallah:(((ben de annen gibi endişe kumkumasıyım:)

    YanıtlaSil
  7. Biz de havaalanına 3-4 saat önce gidenlerdeniz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Havaalanına erken gidiyoruz zaten ama o pasaporttan bir an önce geçilecek, hattâ kapıya gidilecek:)

      Sil
  8. Şey... ben de biraz öyleyimdir :(
    ama Sülüklü Gölü görmeye değermiş onca surat. Neyse canım, aldırmamak lazım.
    Güzel samimi bir yazı olmuş. Bilgi ve görsellerde cabası.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olan olduktan sonra biraz rahat olmak lâzım sanki:) Hele gezerken. Anın tadını çıkarmak lazım.
      Yorumlarınız için çok teşekkür ediyorum Tülin Hanım. Beğenmenize sevindim.
      Sevgiler...

      Sil
  9. Ahahah o pimpiriklilik bende de var. Ben de arabayı satmayı düşünmüyor değilim. Biz de sevmiyoruz o uçurumlu yolları. Yine de görülmeye değer çok güzel yer.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnanın İstanbul trafiği yüzünden, park problemi yüzünden arabayı hiç aramıyoruz.

      Sil
  10. Merhabalar.
    Sayenizde Sülüklü gölü görmüş ve tanımış oldum. Geçenlerde ben de Yedi göller ile Abant gölünü görmüştüm. Yedi göllerin yolu da o kadar virajlıydı ki, anlatamam. Ben o Yedi göllere yol yüzünden gittiğime pişman oldum. Bir daha mümkün değil gitmem dedim. Eşinizdeki evham, aynen ben de de var. Ben de çok stres yaparım. iyi bir şey değil ama yapı işte, ister istemez oluyor. Söz konusu evhamdan kurtulmak için herhalde doktora gidip destek almak gerekiyor. Tek başına çözülecek bir rahatsızlık değil. Sülüklü gölü gördüğünüze pişman olmadığınıza göre, demek ki, gidip görülmesi gereken güzel göllerden biridir. İnşAllah yolumuz düşerse, aklımızın bir tarafına yazdık. Bu güzel paylaşım için teşekkür ederiz. Emeğinize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dileriz.
    Sağlıcakla kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi ki bir de Yedigöller'e gitmemişiz o gün:)
      Sülüklü Göl epeyi özelmiş, gidip gördükten sonra çeşitli platformlarda rastlamaya başladım. Geçen gün İZ TV'deki belgesellerden birinde denk geldim. Ve yine Digiturk'te radyo kanalını açmışken arka planda Sülüklü Göl vardı. Geç kalma pahasına da olsa iyi ki gidip görmüşüz:)
      Çok teşekkürler Recep Bey. Sevgiler...

      Sil

Yorumu olan?