26 Aralık 2015 Cumartesi

2015'TE NELER OKUDUM?

    2015 yılında 39 tane kitap okumuşum. 40.bitmek üzere. Beni tatmin etmeyen az bir rakam bu aslında. İnternetin olmadığı yıllarda çok daha fazla okuyordum. Neyse, internetten de bir şeyler öğrendiğimizi var sayarak iyi tarafından bakmak lazım sanırım. Şimdi aklıma geldi, geçen sene çok yoğun çalıştığım için de az okumuş olabilirim. Gelecek sene için hedefim daha yüksek. Bakalım.
    Muhakkak tanıtılması gerektiğini düşündüğüm kitapları arada bir paylaşıyorum. 
Ama pek fazla olmuyor bu, hemen hemen her kitaptan keyif aldığım halde blogda bahsetmeyi ihmal ediyorum nedense. Önümüzdeki sene kitap paylaşımlarım, tavsiyelerim de çoğalır umarım. Madem az paylaşımda bulundum, 2015 biterken, bu yıl okuduğum kitaplara toplu bir göz atmak ve attırmak istedim. Her birinden kısaca bahsedeyim ve -varsa- altını çizdiğim cümlelerden örnekler vereyim diyorum. Fotoğraflar yıl içinde Instagram'da paylaştıklarımdan. Kendi adıma nerede ve nasıl okuduğuma dair hoş bir hatırlama oldu böylece. Kimini tatilde okumuşum, kimini şehirler arası otobüste, kimini hava alanında... Tabii çoğunu evimde... 
Buyrunuz efendim:

1-Hollanda'da Bir Cinayet - Georges Simenon : Yılın ilk kitabı olmuş. Bir polisiye. Hollanda'da geçiyor olması ilgimi çekti. Çünkü ben Hollanda'yı çok seviyorum:) Yazarı 1903 doğumlu, yaklaşık 450 eser yazmış bir Belçikalı ve bu kitap aslında bir serinin kitabı. Dedektif Maigret'in dünyanın her yerinde geçebilen maceralarını anlatıyor. 
Bu kitaptaki olay 1920'li yılların sonunda Hollanda'da geçiyor. Hoş bir polisiye.
    Kitaptan bir cümle: "...Tam olarak sarhoş sayılmazdı. Ama alkol ondaki yumuşaklığın, Hollandalıların çoğunun özelliği olan o nezaketin bir kısmını alıp götürmüştü". Bu cümlenin altını çizdim çünkü Hollanda seyahatimiz sırasında ilk dikkatimi çeken Hollandalıların nezaketi olmuştu. Seviyorum Hollandalıları.

2-Sergey Nabokov'un Gerçek Dışı Yaşamı - Paul Russell : İlginç bir insanın biyografisi. Sergey Nabokov, ünlü Rus romancı Vladimir Nabokov'un kardeşi. Rusya'da başlayan, Bolşevik ihtilali nedeniyle Berlin ve Paris'te süren ve ne yazık ki eşcinsel olduğu için toplama kampında sona eren bir hikaye Sergey'inki. Etkilendiğim bir kitap. Nabokov kardeşlerin arasının pek iyi olmadığını belirtmek isterim. Vladimir daha bencil, kardeşini küçümseyen bir tip. Şöyle diyor çok sonraları kardeşi hakkında: "Hayatı boyunca umutsuzca bir şey talep etti -merhamet, anlayış ya da her ne idiyse- şimdi bu durumun farkına varmak, artık hiçbir şeyi değiştirmez".


3-Hatırla Barbara - Nedim Gürsel : Galatasaray Lisesi'nde okumuş, üniversiteyi Fransa'da bitirmiş, şövalye nişanına sahip Nedim Gürsel'in Fransa kentleri üzerine yazıları. E ondan okumayacağız da bu şehri kimden okuyacağız o zaman değil mi? Kesinlikle sevdim.
                   "Yağmur yağıyordu Brest'e durmadan
                     Siam caddesinde rastladım sana
                     Gülümsüyordun
                     Gülümsüyordum
                     Tanımıyordum seni
                     Sen de beni tanımıyordun
                     Hatırla gene de o günü
                     Unutma
                     Hatırla Barbara
                     Yağmur yağıyordu o gün Brest'e durmadan"


4-Sarnıç - Sait Faik Abasıyanık : Farklı Sait Faik kitapları okudum tabii bu zamana kadar. Bu kitabın özelliği onu Burgazada'daki müze-evinden almış olmam. Sait Faik'i ve hikayelerini övmek yersiz çünkü onu herkes sever.
    Altını çizdiğim cümle: "Düşünmemek ona nadiren nasip olurdu". Nasıl içime dokundu bu cümle anlatamam. Sık sık aklıma gelen bir alıntıdır.

5-İstanbul'un Nazım Planı - Sunay Akın : Sunay Akın diyorum, Nazım Hikmet diyorum... Daha ne olsun? Akın'ın Nazım Hikmet'le ilgili ya da ilişkili yazılarından oluşan kitabı. Yine kendi tarzında etkileyici.

6-Üç Büyük Usta - Stefan Zweig :  En sevdiğim yazarlardan biri olan Zweig'den Balzac, Charles Dickens ve Dostoyevski yorumu. İlgilenenler muhakkak okumalı.
    "Hiçbir şey küçük yaşta kurulan bir hayalin gerçekleşmesinden daha güçlü olamaz".


7-Kutudaki Canavar - Ruth Rendell : Arada muhakkak polisiye gerilim. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Tarzını sevdim. Onun kitaplarının başkahramanı da Dedektif Wexford. Kutudaki canavarla kastedilen, dedektifin mesleğinin ilk yıllarında olay mahallinin yakınlarında görüp katil olduğunu hissettiği bir adam. Dedektifimiz senelerce buna takılı kalıyor, acaba en sonunda onu ilk gördüğü yerdekiyle birlikte bir dizi cinayeti işleyen adamın bu olduğunu kanıtlayabilecek mi?. Beğendiğim polisiyelerden.


8-Rüzgarın Gölgesi - Carlos Ruiz Zafon : Orhun'a hediye gelmişti. İlk önce ben okudum. Nasıl anlatsam? Çok farklı bir roman. Daniel'in çocukluğunda başlayan ve korunması gereken bir kitap üzerinden ilerleyen karmaşık olaylar serisi. Ümitsiz bir aşk var, kendi kitaplarını toplayıp yakan esrarengiz bir yazar var, onun peşindeki kötü adam var, İspanya iç savaşı sırasındaki faşizan hareketler var. Kesinlikle tavsiye ederim. Bu kitabı düşününce aklıma Lizbon'a Gece Treni geliyor. O kitabı hatırlatıyor bana. Fakat bu daha masalsı. Kesinlikle tavsiye ederim.

9-Köy Enstitüleri / Uyuyan Devin Uyanışı - Mahmut Saral : Yazar Adana-Düziçi Köy Enstitüsü'nde okumuş. İlk ağızdan köy enstitüsü anılarını okumak Cumhuriyet kültürünü daha iyi anlamamıza yol açar. Kaliteli, çağdaş, ulusal bir eğitimin yurdun her alanına yayılması amacıyla kurulan enstitüler bir zamanların önemli kazanımıydı. Kapatıldı ve durum ortada. Kapatılmaları için nasıl uğraşıldığıyla ilgili gerçeklerde var bu kitapta. Tavsiye ediyorum tabii ki.

10-Miles Davis - Otobiyografi : Otobiyografi ve biyografi okumayı seviyorum. Sadece o kişini hayatına göz atmıyoruz, dönemi de çok iyi algılayabiliyoruz çünkü bu şekilde. Cazın ünlü ismi Miles Davis'in otobiyografisi de aynı şekilde.


11-Konstantiniyye Oteli - Zülfü Livaneli : Zülfü Livaneli'nin romanları çok sevilir ama bunu sevmeyen çok oldu, öyle gözlemledim. Fakat ben aynı şekilde düşünmüyorum. Bir otelin açılışına davetli olanlar üzerinden günümüzün çeşit çeşit insanını bizlere anlatmış Livaneli. Dönemin fotoğrafını çekmiş derler ya, aynen öyle. Ben sevdim açıkçası.

12-Yeraltından Notlar - Dostoyevski : Bir nevi "tutunamayan" hikayesi. Kahramanımız başarısız bir memur. Kendinden memnun değil. Bu yüzden çevresindekilere de tuhaf davranıyor. Söz konusu Dostoyevski ise ben o kitaba bayılırım arkadaş.
    "İnsana lüzumlu olan tek şey, onu nereye sürükleyeceği belli olmayan 'hür' iradedir. Bu iradeyi de kim bilir hangi şeytan..."

13-Gece Nöbeti - Tess Gerritsen : Tess Gerritsen'in hayranı çok. Ben de kayıtsız kalamadım ve müptelası oldum. Uzun uzun anlatamayacağım. Zira listede birkaç Tess Gerritsen kitabı daha var:) Polisiye-gerilim konusunda gerçekten başarılı. Adli Tıp bilgisini romanlarına yedirmesi de takdire şayan.

14-Bir Zamanlar Büyükada - Viktor Albukrek : Büyükada'da konakladığımız bir hafta sonunda adanın kitapçısından aldım bu kitabı. Eski zaman Ada yaşamını yerlisinden dinlemek çok keyifli. Bu kitapla ilgili bir de yazım var. Viktor Bey de okumuş ve gayet zarif bir şekilde teşekkür mesajı yolladı. Yazıya buradan ulaşılabilir. 


15-Ölünceye Kadar Seninim - Selim İleri : Selim İleri de favori yazarlarımdan biridir. 
Bu sene 2 kitabını okudum. Ölünceye Kadar Seninim, 58 yaşındaki yalnız romancı 
Süha Rikkat'in geriye dönüp yaşadıkları ve yaşamadıklarıyla yüzleşmesi, bu amaçla kendini bir sahil kasabasında bulması üzerine kurulu hüzünlü bir roman. 19 yaşında romanslar yazmaya başlayan Süha Rikkat'in aşkı bulamaması, çirkin olduğu için yakışıklı tiyatro sanatçısı nişanlısından ilgi görmemesi ve ayrılıkları... İşte bunlar hep hüzün.

16-Selanik - Serhat Öztürk : Selanik'e gitme niyetiniz varsa okuyun derim:) Keyifle okudum, inşallah Selanik'e gideceğim zaman tekrar göz atacağım.


17-İkiz Bedenler - Tess Gerritsen : Adli tıp doktoru Maura Isles'in başrolde olduğu serinin kitaplarından biri. Bu kez önünde otopsi masasında yatan, ilk defa gördüğü varlığını bilmediği ikizi. Gerisini siz okuyun:)


18-Annem İçin - Selim İleri : Yazarın annesini anlattığı naif eserlerinden biri. İleri'nin annesi iyi bir roman okuyucusuymuş. İlk önce romanın sonunu okurmuş. Selim İleri yazdığı romanların sonunu belirsiz bırakmasında annesinin bu huyunun etkili olabileceğini söylüyor.


19-Kazı Başkanının Karavanası - Muhibbe Darga : Sanat Tarihi okuduğum  ve çok şükür bir kazıda da görev aldığım için özellikle kadın arkeologlara bayılırım. Hitit Sanatı uzmanı ve nam-ı diğer  Arkeolojinin Delikanlısı Muhibbe Darga, aynı zamanda iyi bir aşçı. Kazılar sırasında da bazen mecbur kaldığı için, bazen keyif aldığı için yemekler yapmış. Öğrencileri bu durumdan çok memnun kalmışlar tabii. Bu kitapta denediği, anılarla harmanladığı yemek ve kokteyllerin tarifleri var. Değişik ve keyifli bir eser.

20-Kinyas ve Kayra - Hakan Günday : Of! Of! Of! Hayatımın romanı. Şu yaşıma kadar, bitirir bitirmez "tekrar okumalıyım" dediğim tek kitap. Hakan Günday'ın tarzına, felsefesine zaten bayılıyorum ama Kinyas ve Kayra bambaşka. Okumakta geç kaldığım bir kitap. Sert, etkileyici, altı çizilecek düşündüren cümlelerle dolu... Dünyaya sığmayan, herkeslerden farklı olan, hissedemeyen iki çocukluk arkadaşının ailelerine haber vermeden ortadan kayboluşları ve ardından farklı farklı ülkelerde kendilerini arayışları. Yalnız bu arayış öyle masum değil, fazla şiddetli. Bilen gayet iyi biliyor zaten, hayranı çok, her cümlesi çarpıcı, anlatılmaz yaşanır bir kitap.
    "Soğumuş cappuccino'yu balkonda yudumlarken, gökyüzü ile suyun buluştuğu çizgi üzerindeki beyaz köpükleri seyrettim. Ne zaman taşacak sular, denizler, okyanuslar, diye düşündüm. Ne zaman bütün dünya taşan nehir sularının altında kalacak? Yaratıcı ne zaman anlayacak hatasını?"

 
21-Dostlarım, Aşklarım - Marc Levy : Listemdeki her kitabı beğenerek okudum da bir bu sarmadı beni. Tavuk suyuna çorba hikayeler tadında sevgi pıtırcığı bir kitap. Tercih meselesi tabii ama ben sıkılıyorum bu tip kitaplardan. Ha okumadım mı? Okudum, o ayrı. Orhun doğduğunda zamansızlıktan ve yorgunluktan okuyamadığım zamanlarda bu tip kitapları ara sıra elime alıyordum ve gerçekten kafamı boşaltmama yardımcı olmuşlardı. Bir o yıllarda tercih etmiştim işte.

22-Siliniş - Tess Gerritsen : Yine bir Dr.Maura Isles ve Dedektif Jane Rizzoli romanı. Bu serinin dizisi de yapılmış. Eşime de tavsiye etmiştim bu seriyi, ilkini okudu "ben bunu seyretmiştim" dedi:)Biraz fazla dizi ve film seyreder de kendisi.

23-Baba, Oğul ve Kutsal Roman - Murat Gülsoy : Murat Gülsoy da favorilerimden. Yazılarını, romanlarını seviyorum. Hayal, gerçek ve rüyanın iç içe olduğu bir kurgu. Aslında tercih etmem hayal ve rüyanın karıştığı romanları ama bunu sevdim. Hepsi gerçek olana katkısı olan, havada kalmayan şekilde işlenmiş. Kahramanımız yıllar sonra eski sevgilisine rastlıyor, aynı günün gecesi kadın balkondan düşünce polis tarafından sorguya alınıyor. Eski sevgili, eski eş, eski arkadaş, yeni tanışılan genç bir kız arasında ilerleyen olaylar hakkında fazla bilgi veremeyeceğim çünkü sonunu da açık etme durumunda kalabilirim. Okumayanlar için tavsiye ederim. Hoşuma giden bir özellik de bu romanda edebiyat dünyasına göndermelerin bol olması. Özellikle Saatleri Ayarlama Enstitüsü sık sık anılıyor. Oğuz Atay, Yüzüklerin Efendisi vs. arada bir sürpriz şekilde ortaya çıkıyorlar.
    "...Biraz dikkat et ne olur. Kitapları sadece Migros'tan alma, kitapçıya git bir zahmet. Kitap bu, başka şeye benzemez. Deterjanla tuvalet kağıdının arasında duran şey değildir. Unutma!"


24-Su / Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları - Buket Uzuner : İşte sevilen bir seri daha. İlk başta daha çok gençlere hitap ettiğini düşünüp mesafeli davrandım ama baktım çok seviliyor ve tabii bir de Buket Uzuner gerçeği var, okumadan duramadım. Hakikaten tarihi ve edebi bilgiyle; çevre bilinciyle; yakın geçmişteki ülke olaylarıyla; kadına şiddet, tarihi eser kaçakçılığı gibi acımasız gerçeklerle harmanlanmış ve bu konulara dikkat çekmek amacıyla bence daha çok gençler için yazılmış keyifli bir seri. Ve tam da bu sebeplerden dolayı çok da faydalı, çünkü çok okunuyor. Çocukluğundan beri annesi tarafından "Uyumsuz" olarak adlandırılan, şifacı anneannesinin yetiştirdiği, ayırmaksızın değerli bulduğu her canlıyla ilgili sorunlara duyarlı, cesur gazeteci Defne Kaman'ı sevmemek mümkün değil. Defne aynı zamanda bir şaman. Takip ettiği olaylar sırasında zor durumda kaldığı her an doğanın gücünden faydalanabiliyor. Daha çok şey var romanda. Hepsini burada anlatmak mümkün değil, en iyisi okumak ve öğrenmek.


25-Dünya Ağrısı - Ayfer Tunç : Beni derinden etkileyen romanlardan biri daha. Babasının vefatı üzerine, sahip oldukları oteli işletmek için üniversiteyi bırakarak ailesinin yaşadığı kasabaya dönen, gönülsüz olduğu için ilgilenmediği otelin gün be gün çöküşüne tanık olan, mutsuz bir evlilik yapan, istemediği bir hayatın içine kısılıp kalmış Mürşit'in ve arkadaşlık kurabildiği tek insan olan kasabaya geçici olarak gelmiş mühendisin, umutsuz otel müşterilerinin hikayesi. Mürşit'in ve mühendisin hayattan ve insanlardan kaçmalarına neden olan derinlerdeki hikayeleri de ilerleyen sayfalarda ortaya çıkıyor. Tam anlamıyla içime dokunan bir roman Dünya Ağrısı.

26-Modalı Vitol Ailesi - Osman Öndeş : Bir zamanlar İstanbul ve İzmir'de yaşayan levantenlerin, özellikle de bugün Moda'da bir sokağa ismini veren Vitol Ailesi'nin (Whittall) kitabı. Bu kitapta İstanbul var, Pera var, Moda var. Osmanlı'nın son zamanlarında yabancılar hem bir çok yenilik getirerek (Mesela futbol) ülkemizin zenginliği oldular, hem de sahip oldukları aşırı ayrıcalıklarla tepki çektiler. Ama bunların hepsi bizim geçmişimiz, tarihimiz. Okumak lazım. 
      Bu kitaptan öğrendiğim bir ayrıntıdan bahsedeyim. Bilen biliyormuş ancak ben atlamışım. Dünyaca ünlü aktrist Audrey Hepburn'ün büyükannesi Hollandalı bir barones olup aynı zamanda İzmirli bir levantenmiş efendim.

    
27-Uyku - Haruki Murakami : Her ne kadar sonuca bağlanmayarak küt diye bitse de, her zaman iyi bir aile için çabalamış, her günü aynı sıradanlıkla geçen kadının aniden gelen uykusuzluğunu betimlemesi mükemmel! Murakami candır zaten:)

28-Caravaggio'nun Sırrı / Sanatın Gücü - Costantino D'Orazo : Caravaggio'nun resimlerine hayranım. Kendisi de ilginç bir insan. Çok beğendiğim bu kitapla ilgili daha önce bir yazı yazmıştım. Buradan ulaşabilirsiniz. 


29-Buddenbrooklar / Bir Ailenin Çöküşü - Thomas Mann : Nobel edebiyat ödülü sahibi Mann'in, bir ailenin 4 kuşak hikayesini anlatan etkileyici romanı. Fazla hareket olmamasına rağmen elden bırakılamıyacak akıcılıkta bir roman. Olaylar dönem dizisi tadında ilerlerken Buddenbrook Ailesi'nin üyelerini kendi ailemizden karakterler olarak benimsiyoruz. Almanya'nın saygın ailelerinden biri bu aile. Büyükbaba, dede, oğullar, kızlar, torunlar... Her birinin karakteri, her birinin kaderi ayrı, ancak hepsi bir Buddenbrook... Kesinlikle tavsiye ediyorum.
  


30-Büyük Yönetmenlerin Gizli Hayatları / Robert Schnakenberg : Stanley Kubrick'ten Woody Allen'a; Coppola'dan Hitchcock'a dünyaca ünlü yönetmenlerin tuhaf huyları, takıntıları derlenmiş. İlginç ve keyifli. Hepsini burada aktarmam mümkün değil ama şunu söyleyebilirim, az psikopat değillermiş hani.

31-Toprak / Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları - Buket Uzuner : Serinin ikinci kitabı. Yukarıda Su kitabı ile ilgili yazdıklarım burada da aynen geçerli. Uyumsuz gazetecimiz bir önceki romanda töreleri, kadınlara yönelik haksızlıkları inceliyordu, bu kez tarihi eser kaçakçılarının peşinde. Bundan sonraki romanın isminin ve dolaylı konusunun "Hava" ya da "Ateş" olacağını söylememe gerek yok sanırım. Yanlış hatırlamıyorsam sıradaki Hava.

32-Sarı-Lacivert Kurtuluş / Fenerbahçe - Sinan Meydan : Kuru kuru takım tutmam, incelerim arkadaş:) Şaka bir yana, Kurtuluş Savaşı sırasında Fenerbahçe Spor Kulübü hem Anadolu'ya silah kaçırma konusunda, hem de işgal güçleriyle yapılan turnuva maçlarından yenilgisiz ayrılıp halkın moralini sağlamak konusunda eşsiz bir geçmişe sahip. Bu kitapta hepsi anlatılıyor. Ayrıca futbolun ülkemize nasıl geldiği, ilk Türk takımının hangisi olduğu gibi ayrıntılar açısından da bilgilendirici bir kitap.


33-Saraysız Başkan / İktidarda Bir Kara Koyun - Jose Mujica / Andres Danza,Ernesto Tulbovitz: Beylikdüzü Belediyesi'nin etkinliğinde dinledik Uruguay devlet başkanı Jose Mujica'yı. Ardından bu kitap dağıtıldı. İyi de oldu çünkü satın alacaktım zaten. Farkıyla öne çıkan, bir çiftlikte yaşayan, asla kravat takmayan, çevreci, hayvan dostu, eski gerilla olup sorunların silahla değil eğitim ve anlayışla çözüleceği gerçeğine ulaşmış, maaşının büyük kısmını yoksullara ev yapılması amacıyla bağışlayan benzersiz devlet adamının fikirlerini ve hayatını anlatan bu kitabı da ilgiyle okudum. Bu konu hakkında yayınladığım diğer yazıya buradan ulaşabilirsiniz. 

34-Günlerin Köpüğü - Boris Vian : Okumakta geç kaldığım bir kitap. Seveni çok. Fantastik bir aşk hikayesi... Göğsüne nilüfer çiçeği yerleşmiş hasta karısını kurtarmak isteyen Colin'in hikayesi... Farklı, unutması zor bir kitap.

35-Cerrah - Tess Gerritsen : Serinin ilk kitabını en son okuduğum için kutluyorum kendimi:) 

36-Matbaacılık Oyuncağı - Yiğit Bener : Çocuk kitabı ama yetişkinler de keyifle okuyabilir. Yazarımız, Fikret Otyam ve Vus'at O Bener'in yeğeni, Erhan Bener'in oğlu. Dolayısıyla, otobiyografik özellikteki bu kitapta bahsettiğim insanlar da yer alıyorlar. Ayrıntılı bir yazı paylaşmıştım. Buradan ulaşabilirsiniz. 


37-Beyaz Zambaklar Ülkesinde - Grigory Petrov : Atatürk'ün okunmasını tavsiye ettiği eserlerden biri. Bu da okumak için geç kaldıklarımdan. Blog arkadaşlarımızdan Mehmet Bilgehan Marki Bey'in düzenlediği çekilişle kazandım. İstediğimiz bir kitaptı hediye. Ben de Beyaz Zambaklar Ülkesinde'yi tercih ettim, uzun zamandır aklımdaydı çünkü. Kitap Finlandiya ile ilgili. Bugün eğitim konusunda çok konuşulan, örnek alınan Finlandiya'nın nasıl bugünlere geldiğiyle ilgili. Benimsedikleri model sanırım bizim Köy Enstitülerimize kaynak olmuş. Gelinen durum şu ki; Onlar eğitim konusunda aldılar yürüdüler, biz de ise enstitüler kapandı, bugünkü eğitim sistemimiz de malum. 

38-Hep Bir Şeyi Unutmuş Gibi - Oscar Wilde : İsmi şahane değil mi? İrlandalı yazar Oscar Wilde'ın her zamanki iğneleyici üslubuyla yazdığı epigramlardan oluşan bir kitap bu. Örnek mi?
    "Şöyle güzel bir akşam yemeğinden sonra herkes affedilebilir; akrabalar bile".
    "Doğa zihinden nefret eder. Dünyanın en sağlıksız şeyidir düşünmek. Üstelik insanlar hastalıklardan öldükleri gibi ölürler düşündükleri için. Neyse ki İngiltere'de düşünceler bulaşıcı değil. Fevkalade fiziğimiz tamamen milli salaklığımıza bağlı".


39-Siyah Rus - Vladimir Alexandrov : Muhteşem bir biyografi. Ayrıntılı olarak ayrıca yazacağım. Şu an sadece şunu söyleyeyim: Amerika'da köle anne ve babadan doğan, Rusya'ya giderek eğlence sektörüne atılan ve varlıklılar sınıfına giren, Bolşevik ihtilaliyle her şeyini yitirip İstanbul'a kaçan ve burada hayata veda eden Frederick Bruce Thomas'ın hikayesi. İlginç değil mi? Yakında muhakkak yazacağım. 


 40-Hali hazırda okumakta olduğum ve yıl sonuna kadar tamamlanacağını düşündüğüm kitap ise Soykırım Yalanları - İsmet Bozdağ. Ermeni olaylarıyla ilgili. 

    İşte böyle. Kendime ve kitapseverlere yeni yılda da keyifli okumalar diliyorum.








27 yorum:

  1. Hepsi harika görünüyor! Benim gibi Dünya Ağrısı'nı seven sayılı kişilerden olman sebebiyle ve pek tabii Uyku'yu, sanıyorum kitap zevklerimiz birbirine oldukça benziyor :) içlerinde okumadığım çok fazla kitap var sanırım hepsini not almalıyımmm :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Not alalım, aldıralım:)) Fikir verici oluyor kitap paylaşımları. Çok teşekkür ediyorum.

      Sil
  2. Okuduğumuz sadece 2 ortak kitap var. Biten yılda kaç kitap okuduğumu hiç düşünmemiştim. Ne zaman geriye baksam hep az gelir gözüme zten . Daha çok, daha çok okuyalım inş. 2016 da . Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben birkaç yıldır okuduklarımı not alıyorum Tülin Hanım. Küçük bir de özet geçiyorum, bazen unutuyorum çünkü o zaman o notlar çok işe yarıyor:)
      Sevgiler...

      Sil
  3. Çok güzel bir liste. Her ne kadar Yeraltından Notlar ve Günlerin Köpüğü dışındakileri okumamış olsam da :) Thomas Mann en sevdiğim yazarlardan biri. Buddenbrookları okumadım fakat hacimli Büyülü Dağ ve kısa ama vurucu Venedik'te Ölüm kitaplarını öneririm. Diğer novellaları da güzel bence :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Thomas Mann'in kitaplarını ben de çok seviyorum. Buddenbrooklar da epeyi hacimli:) Ama dediğim gibi elinden bırakamıyor insan.

      Sil
    2. Büyülü Dağ en sevdiğim üç kitaptan biridir desem başım ağrımaz herhalde :) Davos'a bir gün gidersem kitabın geçtiği otelde yer ayırtmak hayallerim arasında.

      Sil
    3. Ah inşallah, ne güzel olur.
      Almanya'da da Buddenbrook Evi var ama müze midir? Thomas Mann'in kaldığı bir ev midir? Ya da romana esin kaynağı mı olmuştur anlayamadım. İnceleyeceğim, aklımda.

      Sil
  4. Kız yaktım ekmekleri senin yüzünden:))))))))ay valla şaka bir yana çok yapıyorum bunu, bir daha teflon tavaya ekmek koyup (ısınsın diye)bilgisayar başına geçmeyeceğim tövbeee:))!!!daha kahvaltı etmeden kitapların güzel ve ilginç tanıtımına dalıp gittim:)öyle güzel anlatmışsın ki, içlerinden ençok biyografi ve söz konusu yazarları çok sevdiğimden Üç Büyük Usta, Fenerbahçeli olduğumdan Sarı Lacivert Kurtuluş, Bir Zamanlar Büyükada ve Atatürk'ün önerdiği (ki bilmiyordum) Beyaz Zambaklar Ülkesinde'yi almak istiyorum. Çok teşekkürler:)
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)))) Çok teşekkür ederim, beğenmene sevindim. Okumayı istediğimiz kitaplar söz konusu olunca hayat o kadar kısa ki. Ben de tanıtımlardan, tavsiyelerden faydalanıyorum tabii ve okumak istediğim daha çoook kitap var. Öpücükler, sevgiler...

      Sil
  5. Tebrik ediyorum, ben güya her ay bir kitap okuyacaktım baktım bu yıl onu bile tamamlayamamışım:( Toprak, Su, Konstaniyye Oteli ve Beyaz Zambaklar Ülkesi var sizin okuduklarınızın içinden.2016 yılında daha çok okurum ve okuruz umarım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dileğinize yürekten katılıyorum...

      Sil
  6. Alınacaklara yenileri eklendi :) çok güzel şeyler var burada :)

    YanıtlaSil
  7. Bir çırpıda kitaplarını okuyuverdim :))
    40 kitapta gayet iyi Sezer'cim..Her aya en az 3 kitap düşüyor... okuduklarının içinde benim de okuduklarım var..tanıtımlarını keyifle okudum, bazılarını 'alınacaklar listeme' ekledim teşekkür ederim...sevgilerimle, iyi pazarlar dilerim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haftada bir bari olsa en az 52 olmalıydı düşüncesinde olduğum için 40 az geldi:) Fena değil tabii, arada eski kitapları da açıp bazı bölümlerini okuyorum, dergi vs. de var, onları da sayayım en iyisi:)
      Ben teşekkür ederim Esincim. Sana da iyi pazarlar.

      Sil
  8. mükemmel ya. o kadar çok imrendim ki darısı başıma...
    2,6,12,20,29,39 numaralı kitapları not ettim çok ilgimi çekti. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah yeni yılda bol bol okuruz Büşra:)

      Sil
  9. Çok güzel kitaplar okumuşsun Sezercim...
    Not ettim bikaç tanesini...
    2016 daha verimli geçsin ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin, daha verimli geçer inşallah:) Hangi kitapları not ettin acaba? Merak ettim:)

      Sil
  10. Bir sürü kitap okumuşsunuz ne güzel.Ben bu kitaplardan yalnızca Konstantiniyye Oteli'ni okudum ve evet sevememeyen gruptanım :)2016 yılında da okumalarınızın keyifle devam etmesini dililyorum.

    YanıtlaSil
  11. Sen az yazmışsın da bana göre çooook:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Sayı fena değil tabii ama okumak istediğim, aklımda olan çok kitap olduğu için azmış gibi hissedip geriliyorum kendi kendime Semi:)

      Sil
  12. Buradaki kitapları okumadım ama , buradaki iki tane yazarın farklı kitaplarını okudum Tess Gerritsen Günahkar ve Hakan Günday Daha , ikiside birbirinden güzel kitaplardı bahsettiğiniz kitapları da okumaya çalışacağım. Güzel bir derleme olmuş kaleminize sağlık. Teşekkürler

    YanıtlaSil
  13. Daha'yı sevdiyseniz Kinyas ve Kayra'yı daha da çok seveceksiniz. Bence Hakan Günday'ın tüm kitapları iyi ama Kinyas ve Kayra bambaşka.
    Yorumunuz için ben teşekkür ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim, Evet Kinyas ve Kayra çok duydum bu kitabı, Hakan Günday'ın her kitabı okunur bence mükemmel bir anlatım tarzı var.

      Sil

Yorumu olan?