17 Kasım 2015 Salı

HAMSTER ALDIK DESEM?

    Hamster aldık! Lütfen "Iyhh! Fareee!" diye tepki vermeden önce beni bir dinleyin:) Zira garibin fotoğrafını Instagram'a koydum ve bazı arkadaşlarımdan bu tip tepkiler aldım. Çoğunluk ise beğenmedi. En az beğenilen fotoğrafım oldu bu:) 
    Önce hamster almaya nasıl ikna olduğumdan bahsedeyim. Orhun, hepimizin çocuğu gibi (Yeni nesil bu konuda gerçekten duyarlı) hayvanları çok seviyor. Yıllardır kedi sahibi olma hayaliyle yaşıyordu ancak biz bir türlü buna yanaşmıyorduk. Hayvanları, bir böceği bile öldüremeyecek kadar çok sevmeme rağmen evde besleme cesaretim yok. Çok seviyorum ama dokunamıyorum. Bu benim elimde olan bir şey değil. Dolayısıyla evde kedi veya köpek beslemek benim için çok zor. Bir de duygusal açıdan bakıyorum işe ki yavrucakların hastalanma ve ölme durumlarında (Kaçınılmaz son) gerçekten fazla etkileneceğimi düşünüyorum. Evinde kedi veya köpek besleyenlere saygı duyuyorum ama bana göre kaldıramayacağım kadar büyük bir sorumluluk. Eşim ise gençlik dönemlerinde en yakın arkadaşının siyam kedisini yakından gözlemlediği için her kedinin onun kadar hırçın olacağını sanıyor. Ben de çok net hatırlıyorum evlerinin her yeri, koltuklar, perdeler, her şey ve sahiplerinin yüzleri, kolları tırmık izleriyle doluydu. Yani eşim de bu işe taraftar değildi. Orhun da en sonunda 
"Bari hamster alalım" dedi ve epeyi bir tutturdu. Malum bu sene üniversite sınavına hazırlanıyor ve geleceğe yönelik kaygılar, umutlar, umutsuzluklar arasında gelgitler yaşıyor. Küçük bir evcil hayvan edinme durumunun stres yönetimine faydası olacağını düşündüm ve hamsterlar hakkında biraz inceleme yaptım. Aklıma yattı. Geçen cuma günü satın aldık ve eve getirdik. 3 çeşit hamster varmış, bizimki Gonzales denen türde. Küçücük bir şey. Kafesini evcil hayvan mağazasından aldığımız değişik bir tür talaşla doldurduk, su kabını astık, yemliğini doldurduk, enerji atması için gerekli olan tekerleğini taktık. O günden beri gelip gidip yemek yemesini, su içişini, koşturmasını, uyumasını, iki ayağı üzerinde dikilmesini izliyoruz. Çok sevimli bir şey. İsmi Grayboy. Okuduğum, incelediğim her şeyi yaptığını görüyorum. Talaşları kazıp kendine bir yuva yaptı mesela. Muhakkak orada uyuyor. Karnını doyurduktan sonra yemeğinin fazlasını yuvasına taşıyor. Bu özellik çöl hayvanı olması dolayısıyla yemek bulmakta zorlanacağı zamanlar için depolama yapmasından kaynaklanıyormuş. Dürtüsel bir hareket yani. Yine doğada yaprakları, dalları emerek su ihtiyacını karşıladığı için suluğu tepeden asılı bir biberon gibi. Oradan emerek su içiyor. Kesinlikle ses çıkarmıyor. Arkadaşım "Viyk, viyk" demişti de onun için söylüyorum, sesi çıkmıyor garibin:) Tuvaletini belirlediği bir yerde talaşların altına yapıyor. Şunu belirtmek isterim ki hamsterlar çok temiz hayvanlarmış. Hem her yere pislememesi nedeniyle temiz, hem de dilinde antiseptik özellik varmış ve insan ağzından bile temizmiş. Kendisini de temizliyor böylece. Aksi takdirde benim eve sokmam çok zordu. Temiz bakılmazsa uzun süre yaşayamıyormuş. (Maksimum ömürleri 3 yıl ne yazık ki) Kafesini en fazla 1 hafta aralıklarla temizlemek gerekiyormuş. Haftasına bırakacağımızı sanmıyorum, 4-5 günde temizleriz biz. Hamsterdan insana bulaşan bir hastalık yokmuş. Hatta tam tersi biz nezleli ve gripken yaklaşmamalıymışız çünkü nezleyi atlatmaları zor olabiliyormuş. Ben de aksi gibi bu günlerde fena nezleyim, Orhun'un odasına az giriyorum bulaşmasın diye. Başımıza iş aldık anlayacağınız:) Sorumluluk işte! Bir de üşütmemesi gerekiyor, ona da dikkat etmek lazım. Şişmanlayıp kalp problemi çekmesin diye tekerlek egzersizi yapması gerekiyormuş ama bizimki pek çıkmıyor tekerleğe, çıksa da döndüremiyor. Onu ne yapacağız bilmiyorum. İlk günler fazla fazla verdik yemleri, şimdi tedbirli gidiyoruz. Orhun yavaş yavaş kendi kokusuna alıştırıyor, eline alıp sevmek istiyor çünkü. Üstten üstten seviyor, eliyle yem veriyor arada. 
    Böyle sevimli, zararsız ve bakımı kolay bir hayvancağız işte. IG'e eklediğim fotoğrafını hayvansever olduğunu gayet iyi bildiğim birçok arkadaşım niye beğenmedi hiç anlayamıyorum. Sadece kedi ve köpek sevmekle hayvansever olunmayacağını düşünüyorum. Tabii gerçekten fare fobisi olanlar da var. Ona lafım yok. Fotoğrafına bile bakamayanlar vardır mutlaka. Özellikle kadınlarda yaygın bu fobi. Ben de yokmuş demek, ilginç. Yokmuş derken, kafesinin üzerinden sevebilirim ben ancak, elime almam söz konusu bile değil. Yalnız fare ve hamster arasında bariz farklılıklar olduğunu da belirtmek isterim. Yemeklerinden temizliklerine kadar ayrı kulvarlardalar. Görüntü benziyor sadece ki onda da farklılıklar var. Freud'a göre kadınlarda fobi yaratan uzun fare kuyruğu hamsterlarda kısa mesela:) Ayrıca hamsterlar kesinlikle daha yumuşak tüylü ve daha sevimliler. 
Meraklı Parem, korkusuz Parem:) Hoşlanmayanlar, fobisi olanlar için minik hamsterımızın net bir fotoğrafını eklemiyorum.
(Yuvasını sağ  köşedeki plastik kısmın altına yaptı.)
    Annem ve teyzem bile "Ay çok tatlı!" dedilerse bu iş bitmiştir:) İkisinin de normalde korkacağını düşünürdüm. Hastalık derecesinde de titiz kadınlardır. Ama dediğim gibi uzaktan uzaktan sevdiler, niye aldınız demediler. Geçtiğimiz hafta sonu bizim evde annemin doğum gününü kutladık. Kalabalıktık. Bizim çocuklar Grayboy'un başından ayrılmadılar. Ailemizin en küçüğü, kuzenimin 2 yaşındaki kızı Parem bile eline almak için ne diller döktü. Bizim ailede mi tuhaflık var bilmiyorum artık:)
    İşte böyle. Aldık bir sorumluluk. Minik hamsterımız evimizin yeni sakini olarak kendi kendine takılıyor. İnşallah normal ömür süresi içinde rahat rahat yaşar bizimle. 
 







 

17 yorum:

  1. Biz de 2. hemstırımızla gül gibi geçinip gidiyoruz.Adı "Yumak" kızımızın. evet çok sevimli ama sorumluluk işte.
    Yedi mi, gezdi mi, uyuyo mu? Büyük oğlum benim ellerime bıraktı gitti :) Her görüşmemizde sorar, ne yapıyor diye.
    Bizimkinin ev içinde evi var. Şöyle ki, içi boşaltılmış bir hindistan cevizi bu.
    Çok sever evini. Aklınızda olsun diye paylaşayım dedim. Belki siz de edinirsiniz.
    sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. A ne güzel! Sormam gereken bir şey olursa size sorarım o zaman:) Hindistan cevizi kabuğu güzel fikirmiş, teşekkürler!

      Sil
    2. Tamam. Oglumun arkadasi yetistiriyor. Bu konuda hayli bilgili.
      Bizimkilerim
      Mensei de kendisidir. Ceviz kabugu ev de bize hediyesiydi.

      Sil
  2. Tebrikler! Ben fotoğrafını görmemişim, görsem beğenmez miyim hiç:) Hiçbir hayvana iyyk dediğim olmamıştır. Bahçedeki fareleri bile severim, küçük yılanları ellemişliğimiz çoktur bizim. Ablam hem Hamster hem de Gonzales besliyor. Görünce biz de mıncıklıyoruz, akıllı hayvanlar. Tek sıkıntı uzun yaşamamaları maalesef.
    Kediye karşı ön yargılı olma. Her kedi ayrı bir karakter. Temiz hayvanlar, tuvalet eğitimi falan hiç sorun değil. Tek sıkıntı tüy meselesi, onu da her kedi çok dökmüyor. Genç kediler çok oynak, yaşlandıkça kucağına kıvrılıp uyuduğu süreler daha çok:)
    Küçük ya da büyük her hayvan sorumluluk orası kesin. Benim için evdeki 3.çocuğum. Aşı takibi, hastalığı, yemeği, tuvaleti vs. derken gözüm üstünde:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Semi, görmemişsindir biliyorum. Genel bir beğenmeme hali var da ondan söyledim.
      Kediye karşı ön yargılı olan eşim. Ben dediğim duygusal sebeplerden dolayı besleyemiyorum. Siz uzun süre evde olmadığınız zaman ne yapıyorsunuz mesela? Tanıdığıma bile bıraksam aklım kalır. Arızalıyımdır o konularda. Çocuğum gibi olurdu eminim:)

      Sil
    2. Gördüm sizin Grayboy`u, çok tatlı:)
      Bizim kediyi tatile giderken veterinere bırakıyoruz. Evde bıraksam aklım kalır, arkadaşım gelir mi, gelmez mi, suyu dökülür susuz kalır vs. Veterinerin yeri var, bırakabiliyorum. Pazar günleri bile normalde kapalılar ama yine de mutlaka gidip bakarlar. O yüzden çok iyi oldu bizim için.

      Sil
    3. Çok iyi fikirmiş:) Aklıma gelmemişti hiç.

      Sil
  3. İg de yakın çekim gördüm azcık, şirin şey yaa pek tatlı. Yumoşturlar bilirim. Arkadaşımınkini mıncırıp öldürecektim yani o derece seviyorum. Sanırım benim için yumuşak olması önemli bir kriter. Öyle ki ben sokakta pıtır pıtır giden fareleri bile seviyorum. Yılanı da tüylü olsa severdim büyük ihtimal:) Azcık tuhaflık bende de var. Ama hayvanların aslında hepsi güzel ve sevilmeye değerler bence. Hemstır eğlencelidir de çok. Dışarı çıkartırsanız dikkat edin kaybetmeyin evde, sonra insan çok panik oluyor, yaşadık bir arkadaşımda biliyorum. Hayvana basıcaz, ezicez ölüvericek diye aklımız çıkmıştı:) Orhun a da iyi geleceğine eminim çünkü evde bir hayvan olması, sorumluluğu ve sıcaklığı olması duyguları geliştiriyor. Ayrıca şunu da belirtmeden geçemeyeceğim kedi de korktuğun gibi büyük bir sorumluluk değil aslında. Benim kedim yokken ben de bakamayacağımı düşünür yapamam zor derdim. Şimdi gördüm ki kedi bakmak çok kolay, sevdikten sonra zaten gerisi geliyor. Titizleri de takma sen, herkes illa bir şey söyler, mutlu olun gerisi boş..Öpüldünüz. Sen elleyemiyorsan orhun benim için de sevsin minişi:):)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tuğbacım, çok tatlı gerçekten:) Ailecek geçip karşısına seyrediyoruz:) Evin içinde kaybetme korkusu var tabii, umarım yaşamayız böyle bir şey. Bugün kafesinden çıkarıp temizleyeceğiz bakalım. Orhun şeffaf bir plastik top aldı, kafesi temizlerken onun içine koyacağız kendi kendine gezinsin evde diye:))) Bakalım.
      Kedi konusuna gelirsek, Orhun'un üniversite için hayalleri var. Onları gerçekleştrebilirsek o okumaya gidince kedi bana kalır ve ben bağlanmak istemiyorum açıkçası. Birkaç sene sonra kesin alır zaten Orhun.
      Çok teşekkür ediyorum destekleyici yorumların için, senin için de severiz tabii:)

      Sil
  4. Ben sahsen pek sevmem bu tarz hayvanlari, cok korkarim, dokunamam:) Ama cocuklar cok seviyor ve ben bunu cok iyi anlayabiliyorum. Gecen yaz tatilimizde görümcemin kizina hediye almistik birtane, kayinvalidem kiyameti koparmisti:)
    Cocuklar icin cok önemli ve güzel birsey evde hayvan beslemeleri, bu ne olursa olsun. Sorumluluk aliyorlar, sevgi ve sefkat göteriyorlar, koruyorlar onlari.bu da cok güzel bir sey bence.

    Hosgelmis Grayboy:)

    YanıtlaSil
  5. Hamstere kim demiş ıyyy diye bence gayet sevimli bir hayvan ama ömrünün bu kadar kısa olduğunu bilmiyordum, üzüldüm.Umarım Grayboy ile çok güzel anılar biriktirirsiniz.

    YanıtlaSil
  6. Öyle güzel anlatmışsın ki benim bile alasım geldi :)))
    Ama dedim ya benimki bukalemun istiyor bu sıralar...
    Temizlik işini yapacak bir gönüllü bulursam ısınma turlarına başlıyım bari :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)) Ama çok tatlı, seyredip duruyoruz:) Temizlik işi çok kolay. Temizlik sırasında ufaklığı kafesten çıkarıp geçici bir süre başka bir yere aktaran ya da ne bileyim elinde tutan biri olduktan sonra talaşları boşaltırsın, istersen kafesin tabanını silersin olur biter. Hayvanı yıkamıyorsun çünkü üşütüyormuş:) Temizlik pudrası aldık biz, severken onu süreceğiz:)

      Sil

Yorumu olan?