3 Şubat 2014 Pazartesi

LEV TOLSTOY... AĞAÇLARIN GÖLGESİNDE, HUZUR İÇİNDE...


 
Fotoğraf: Swiatoslaw Wojtkowiak

    Fotoğrafta görülen bir mezar. Başında ne bir mezar taşı var, ne bir heykel, ne de herhangi bir dini sembol... Ne mermer bir kaide üzerinde yer alıyor, ne de kendisini çevreleyen bir yapı içerisinde... Oysa ki çok ünlü birine ait. Rus yazar Tolstoy'un mezarı burası. Soylu bir aileden gelmesine rağmen sınıf farkını reddeden, köylülerle çalışan, onların çocuklarını okutan, ölmeden önce tüm mal varlığını doğduğu yerin halkına bırakmak isteyip ailesi tarafından engellenen, ömrü boyunca bu dünyadaki varlığını sorgulamaktan vazgeçmeyen büyük yazar Tolstoy; doğduğu yer olan Yasnaya Polyana'da kendisinin seçtiği bu mekanda -deyim yerindeyse- huzur içinde uyumakta. 
    Stefan Zweig'in Yolculuklar Üzerine isimli kitabında rastladım Tolstoy'un mezarına ve araştırdığımda pek çok kişi tarafından Rusya gezisi sırasında ziyaret edildiğini, görenleri çok etkilediğini öğrendim. Nasıl etkilemesin? Bu dünyaya ait şeklinin bu dünya var oldukça ikamet edeceği mekanın önemine inanmış pek çok insanın hayal ettiği türde huzurlu görünmüyor mu?
    Tolstoy'un neden burayı seçtiğiyle ilgili birkaç hikaye var ve hepsi de ağabeyi ile yaşadığı çocukluk günlerine dayanıyor ama ben bu konuda Stefan Zweig'in sözlerine güveniyorum. Çünkü Yasnaya Polyana ziyareti sırasında Tolstoy'un bizzat torunundan dinlemiş bu hikayeyi ve söz konusu kitapta şu şekilde aktarıyor:

    "Yasnaya Polyana'daki en mükemmel yer, en duygulandırıcı şey Tolstoy'un mezarı. Bu insana saygı duyan bütün gelecek nesillerin ziyaret edeceği yüce mekan, köyden uzakta, bir ormanda, ağaçların gölgesinde tek başına duruyor. Daracık, pek dikkat çekmeyen bir patika, çalılıkların ve ağaçların arasından kıvrılarak, dikdörtgen bir toprak yığınından başka bir şey olmayan bu mezara uzanıyor. Çevresinde ona gölge yapan birkaç ağaçtan başka başında duranı, koruyanı yok. Dorukları yüksek, ılık güz rüzgarında hafif hafif sallanan ağaçların altında torunu, bunları Leo Tolstoy'un kendi elleriyle dikmiş olduğunu söyledi bana. Çocukluğunda bir köylü kadın, kardeşi Nikolay ile ona, eski bir inanca göre ağaçların dikildiği yerin mutluluk getireceğini söylemiş. Onlar da biraz meraktan, biraz da oyun olsun diye ormandaki bu alana birkaç fidan dikmişler, ancak kısa süre sonra olayı unutup gitmişler. Aradan uzun yıllar geçmiş ve Tolstoy günün birinde bu çocukluk oyununu ve o günlerde kafasından geçirdiği mutluluğu anımsamış. Canından bezmiş olan bu adam aniden canlanmış, yaşamın kendisi için yepyeni bir anlamı olduğunu fark etmiş. İşte o günlerde yakınlarına, öldüğünde eliyle dikmiş olduğu bu ağaçların altına gömülmek istediğini söylemiş.
    İsteği gerçekleştirilmiş de. Burası dünyanın en güzel, en etkileyici ve en duygulandırıcı mezarı. 
    ... Buraya, onun sonsuz uykusuna yattığı yere herkes gelebilir, mezarını çevreleyen ince çitin kapısı hep açık, Lev Tolstoy'u bu uykusunda koruyan tek şey insanların ona duyduğu saygı."
    
    Ağaçların dikileceği yerin mutluluk getireceği konusunda ne güzel söylemiş yaşlı kadın. Ve bu büyük yazar ne şanslı ki bizler eserlerini hala büyük bir hayranlık içinde okurken; kendisi çocukluk anılarının yaşandığı yerde, onu koruyan ağaçların gölgesinde huzur içinde uyumakta.
    Bu mezarı ben de görmek istiyorum.




8 yorum:

  1. huzur... fotoğrafa baktığında bile huzuru hissediyorsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı şekilde düşünüyorum Şebnemcim.

      Sil
  2. tolstoy.
    en sevdiğim klasik yazar.
    ona dedem diyom ben ya.
    bak o ve çehovun birlikte bi fotosu var duvarımda.
    onlarla sohbet ediyom ben yaa.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deden çok sıkı adam:) Hayranıyız.

      Sil
  3. Mezarlıkları çok severim. Şimdi ben de bu mezarı görmek istedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de görmek isterdim... Kısmet...
      Mezarlık demişken... Kotor'a girerken arabanın camından eski bir mezarlık gördüm. Bol heykelli tabii ve eski Yugoslavya ülkelerindeki mezarlıkların tipik özelliği olarak bol çiçekli, anı eşyalı... Eşyaları bıraktık ve hemen oraya gittik eşimle. Epeyi de bir yol yürüdük. Ben de severim mezarlıkları:)

      Sil
  4. Merhabalar.
    Lev Tolstoy'un ağaçların gölgesinde ve huzur içinde uyuduğunu o kadar güzel anlatmışsınız ki, bu yazınızı okuyan herkesi çok derinden etkilemiştir. Bende de aynı şekilde, daha satırlarınızda iken, Lev Tolstoy'un mezarını ziyaret etmek arzusu doğmuştur. Huzur içinde uyusun ruhu şad olsun. O bu duayı hak eden bir yazardır.
    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil

Yorumu olan?