30 Eylül 2011 Cuma

SAĞA EĞİK BİTİŞİK EL YAZISI SORUNSALI (!)

    Tatlı yeğenim Nisan bu yıl ilkokula başladı. Yani onun için hayat mücadelesi de başlamış oldu. İlk mücadele “el yazısı” ile… Daha doğrusu “sağa eğik bitişik el yazısı”(!)... İlk önce bu zoru başarmak lazım. İlkokulda el yazısı zorunluluğu konusunda önyargıda bulunmamak için çok direndim. Ama yok… Olumlu düşünemeyeceğim. 6 yaşındaki “mini mini birler” harfleri yuvarlamak, bağlamak, sağa yatırmak için didinirken olumlu düşünemiyorum.
    Okullarımızdaki el yazısı uygulaması, Kasım 1997 tarih ve 2482 sayılı Tebliğiler Dergisi’nde yayınlanan Yazı Öğretim Programı’na dayanıyor. İlk başta çok fazla önemsenmeyen bu program birkaç yıldır eksiksiz uygulanıyor. Bu yıl 8.sınıfta olan oğlumun düz el yazısıyla öğrenime başladığını, 3.sınıftan itibaren (2006-2007 yılları) bitişik el yazısına geçtiklerini hatırlıyorum. Onların ki daha bir karmaşık olmuştu. Bizim zamanımızda ise ayrıca “Güzel Yazı” dersleri vardı. (Ki bence bu daha doğru bir uygulamaydı. Sıkılmadan işlerdik o dersi) Bugün bitişik el yazısı ile okuma-yazma öğrenmeye başlamak zorunlu. Avrupa’da ve Amerika’da bu şekilde uygulandığı için bizde de aynı sistem benimseniyor. Fakat son haberlere baktığımızda bu yıl Amerika’da bazı eyaletlerde el yazısından vazgeçileceği kararının alındığını görüyoruz. Avrupa’da da aynı şekilde… Örneğin Hamburg 2011-2012 öğretim yılından itibaren serbest yazıya geçileceğini duyurmuş.
    Hala kalem kağıt kullanarak yazı yazan biri olarak elbette ki el yazısından vazgeçilmemesi gerektiğini düşünüyorum. (Her ne kadar bilgisayar çağında olsak da…) Kalemle yazı yazmak nörofizyolojik bir olgu. Beyni geliştirdiği araştırmalarla kanıtlanmış. Benim derdim “sağa eğik bitişik el yazısı” ile:) Çok estetik olduğunun farkındayım ancak bunu layığıyla gerçekleştirebilen kişi sayısı çok az. Mesela benim berbattır. Çok denedim güzelleştirmek için ama yapamadım. Demek ki olmayınca olmuyor:) Zorlamanın alemi var mı? Yok! Ama zorluyorlar. 1.sınıfta çocuğu olan veliler beni çok iyi anlayacaklardır. İnternette veliler için el yazısı programları var:) Dikkatinizi çekerim… “Veliler için”… İndiriyorsun ve çocuğuna öğretmek için çabalıyorsun. Adım gibi eminim ki bugünlerde pek çok evde sinir harbi yaşanıyor. İyi kötü sağa eğik bitişik el yazısıyla yazmayı ve okumayı öğrenen çocuk sokağa çıkıyor ve bakıyor ki bütün yazılar düz el yazısıyla yazılmış. Bir de düz yazıyı okumak için çabalıyor. Örneğin ben yeğenime yeni öğrendiği (tabi ki sağa eğik bitişik el yazısıyla öğrendiği) bir kelimenin düz halini gösterdim. “Ne yazıyor burada?” dedim. Bilemedi. Tekrar kendi kitabından gösterdim. Bu sefer okudu:)
    Bu konu tartışmalı bir konu. Akademisyenler ayrı düşünüyorlar. Veliler ayrı… Sağa eğik bitişik el yazısının parmak kasları açısından en uygun yazı olduğu, daha hızlı yazma imkanı verdiği söyleniyor. Fakat büyük çoğunluk bunun aksi görüşte. Ben de aksi görüşteyim. Kesinlikle hızlı yazılmadığını ve çok zor okunduğunu düşünüyorum. Üstelik öyle bir şey ki benim yazdığım “r” harfi ile oğlumun yazdığı “r” harfi apayrı… Oğlum benim el yazımı okuyamamıştı. Temelde çok farklı olmamakla beraber yıllar içinde değişen kuralları var. Zorluklarından biri de solakları ilgilendiriyor. Solaklar sağa eğik yazamıyorlar. Solaklara nasıl öğretileceği konusunda Milli Eğitim’in öğretmenlere yönelik yazıları var. Maalesef benim yeğenim de solak. Öğretmeni ondan sağa eğik istemediğini, dik yazabileceğini söyledi:) Sol elini kullanan öğrencilerin sıraları daha yüksek olmalıymış. Bu da MEB’in önerdiği ancak -herkesin tahmin edebileceği gibi- okullarda uygulanmayan bir durum. Özel okullarda bile solak öğrenciler için özel sıralar yok. Sol elleriyle yazanlar iki katı çabalayacaklar kısacası. Bu öyle bir uğraş ki internette sağa eğik bitişik el yazısıyla ilgili pek çok açıklama, indirilmesi gereken program var. Ve pek çok da yorum… Genellikle velilerin isyanı… Ama bana en ilginç gelen, bu yazıyı öğrenmek için çıkarılan defterler oldu. Yeni çıkmış. Sayfa üzerine fiziksel baskı uygulanarak harflerin izleri çıkarılmış. Öğrenci o harfleri takip ederek güzel yazmayı öğrenecekmiş. Göz ardı edilmemesi gereken bir durum açıklanmış defterin satışının yapıldığı sitede. “İzlerin daha sağlıklı görünmesi için ışığın soldan gelmesi gerekmektedir.” Allahım neden benim aklıma böyle fikirler gelmiyor? Ben de sistemlerdeki açıklardan faydalanıp bir şeyler akıl etsem, para kazansam ne olur sanki? :)
    Her neyse… Benim ki sadece bir durum tespiti. Yeğenime acıdım herhalde. Ben dedim diye değiştirmeyecekler. Ama fikrimi soran olursa şunu söylerdim: Yazının güzelliğinden daha önemli olan içeriğinin güzelliğidir. Çocuklara zorla “güzel yazacaksın” demek yerine o yazıların içini doldurmayı öğretmek gerekir. Hayal güçlerini beslemek gerekir. Güzel bilgilerle güzel kompozisyonlar yazsınlar isterim. Muhteşem çocuk zekalarıyla yaratıcılık dolu hikayeler yazsınlar isterim. En önemlisi bilgisayar dilini asla kullanmamalarını isterim. Türkçeyi doğru kullansınlar isterim. Bunların üzerine eğilmek daha doğru ve önemli değil mi?



Not:Fotoğraftaki el yazısı bana ait. Sevdiğim bir dörtlüğü yazdım. Fena olmadı ama epeyce yavaş ve dikkatli yazmaya çalıştım.

1 yorum:

  1. Yazdıklarını okuyunca, ister istemez ben de o meşhum birinci sınıf ceremesini hatırladım. Bir kere daha o günlere dönmek kesinlikle istemem. Beni ve oğlumu hayatımızdan bezdirmişti. O kadar ki, oğlum o günlerde yazdığı bir hikayede "Çocuk büyüdü ve bir gün okula başladı. İşte o gün çocuğun hayatı bitti" cümlelerini kullandığını gördüğümde ancak anladım üzerindeki baskıyı. Birinci sınıf bazen gerçekten travmatik olabiliyor :)) DEMET

    YanıtlaSil

Yorumu olan?