23 Ekim 2009 Cuma

PARANOYAK (!)

    Günlerdir bir "Domuz gribi"  tartışmasıdır gidiyor. Sağlık Bakanlığı'nın geliştirdiği senaryoya göre, eğer önlem alınmazsa ülkemizde 21 milyon kişi hastalanacak ve 5300 kişi hayatını kaybedecekmiş. Burada adı geçen önlem nedir? "Yurtdışından gelecek olan domuz gribi aşısı". Farklı ülkelerde bu aşının güvenilirliği konusunda çıkan tartışmalar bizim ülkemizde de yaşanırken, bu kez arka arkaya açıklanan grip vakaları görülmeye başlandı. "Şu okulda şu kadar kişi, bu ilde bu kadar kişi domuz gribine yakalandı" gibi... Biz normal vatandaşlar aslında bu tip kesin rakamlara alışık değilizdir. Mesela deprem olur ölü sayısı az söylenir; sel olur ölü sayısı, kayıp sayısı az söylenir. Bu durum, şüpheci karakterimin bir yansıması olarak beni düşüncelere sevketti:) (Öyle ki 96.000 kişinin hastaneye yatacağı, 15.500 kişinin yoğun bakım hizmeti alacağı bile söylendi.)
    Bütün bunları bir yana bırakırsak, bu sefer başka bir düşünce beynimi kemirmeye başladı. "Okullarda öğrencilere aşı uygulanacakmış. Oğlumun aşı olmasına izin versem mi? Vermesem mi?" Tabii ki her anne gibi bu konudaki komplo teorilerini takip etmeye başladım. Hatta öyle ki kendi komplo teorimi bile ürettim: "Bence Amerika çocuklarımıza özel bir aşı uygulayarak, gelecekte hastalıklı bir Türk halkı yaratacak" gibi :)) Abarttığımı düşünerek bu fikri kafamdan attım. Fakat bu aşı konusunda, ülkece denek olarak kullanılacağımız fikrini gözardı ettim desem yalan olur. Sayın sağlık bakanımız gururla "Bu aşının uygulanacağı ilk ülkelerden biri olacağız" derken, ne yazık ki ben kendisiyle aynı sevinci paylaşamadım. Hatta ilk tepkim "Eyvaaaah!" şeklinde oldu. "İyi bir şey olsaydı ilk önce bize yollamazlardı!"
    İşte böyle bir ruh hali içerisindeyim Sevgili Günlük! Aslında biz bu ülkenin vatandaşları olarak epeydir paranoyalarımız içerisinde sürüklenmekteyiz. Biraz yağmur yağsa "Eyvah sel olur mu?", uzaklarda bir köpek ulusa "Deprem mi olacak acaba?" diye sormaktayız; elimizde dürbün UFO beklemekteyiz; çantamızı boyundan geçecek şekilde asarız ki kapkaççı çarpmasın; hayır işlerken bile düşünürüz "Acaba bu kuruma para yardımında bulunursam dolandırılır mıyım?" diye; trafikte kapılarımızı sıkı sıkı kilitleriz ki başımıza bir bela gelmesin; özel veya devlet farketmez herhangi bir hastaneye girdiğimiz de, oradan sağ çıkıp çıkamayacağımız kaygısını yaşarız; iş başvurusunda bulunurken önceliğin torpillilerde olduğu kuşkusu içimizi kemirir; kriz bahanesiyle işten atılma korkusu yaşarız veya maaşlarımızın kesintiye uğrayacağı korkusunu vs. vs. vs. Ne acı ki bu örnekleri istediğimiz kadar çoğaltabiliriz. Ne yapalım bizi bu hale düşürenler utansın...


( Bu arada aşı konusunda hala bir karara varabilmiş değilim:)))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumu olan?